31 Aralık 2013 Salı

Masa örtülerim, Runner ve Amerikan Servislerim


2014 yılına saatler kaldı ve ben bu yılın hızına yetişmekte çok zorlandım. Koşturarak geçen bir yıldı. Yine de düşündüğümde güzelliklerin daha fazla olduğunu söyleyebilirim.
Gelen bu yılın ülkem ve bizler için öncelikle huzur getirmesini diliyorum. Sağlık, huzur, bolluk ve bereketli bir yıl dileğiyle beraber tüm dünya da barış yılı olsun istiyorum.
Biliyorum ki, güzellikler için sadece istemek değil, çaba da sarf etmek gerekli. Bunu yapabilmenin ümidiyle yeni yılınız kutlu olsun. Hayalinizde ki  her şeye kavuşmanız temennisiyle,
Sevgiyle kalın.

27 Aralık 2013 Cuma

Nohutlu, Yarmalı Yoğurt Çorbası

Hafta sonunun hepimiz için çok güzel geçmesini ve kar yağmasını diliyorum. Yeni yıla kar yağışıyla girmek ne güzel olurdu. Yıllardır bundan mahrumuz. Hayırlısı.
Bu dondurucu soğuklarda içimizin ısınması için nohutlu, yarmalı yoğurt çorbası tarifimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 3 adet büyük kupalarla yoğurt
  • 1 adet yumurta
  • 1 yemek kaşığı un
  • 5 - 6 kupa su
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 4/3 su bardağı haşlanmış yarma
  • Bir tutam sevgi
Üzerine
  • Fındık yağı ya da tereyağı
  • Nane
  • Kırmızı pul biber
Yapılışı
  • Ayrı kaplarda nohudu ve yarmayı haşlayın.
  • Yoğurt, un, yumurtayı pişirme tenceresine alın ve çırpıcıyla pürüzsüz olana kadar iyice çırpın.
  • Suyunu ekleyin ve kaynayana kadar sürekli karıştırın.
  • Tuzunu, haşlanmış nohut ve yarmayı ekleyin ocağın altını kısın ve on beş dakika daha pişirin.
  • İndirmeden bir kaç dakika önce küçük bir tavaya tere yağını, nane ve kırmızı pul biberi ekleyin iyice kızdırın.
  • Çorbanın üzerine dökün ve bir iki kaynadıktan sonra altını kapatın.
  • Afiyet olsun.

23 Aralık 2013 Pazartesi

Pankek

"Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. "Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı
"Olur" demiş çekine çekine.
Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
"Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş... Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.
Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?" Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.
"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.
Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış.
Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler.. "
Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş:
 "Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.
Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.
"Asıl ders bu değil!" dedi baba.
Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.
"Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde de bir tat yok " Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı.
"İçmek istersin herhalde" dedi.
Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
"Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi... Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar."

Haftamızın da kahve tadında ve kokusunda geçmesini diliyorum.
En sevdiğim tatlardan olan pankeki acemi şefin blogunda ki tarifini denedikten sonra işte budur dedim. Acemi şefe bir kere daha teşekkür ediyorum ve bu güzel tarifi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 2,5 su bardağı un
  • 2  adet yumurta
  • 2,5 su bardağı buttermilk (sütü bir kaba koyup içine yarım limon suyunu sıkın ve 10 dk. bekletin)
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 1 büyükçe bir çay kaşığı kabartma tozu
  • 2 çay kaşığı silme karbonat
  • 1 paket vanilya
  • 1/2 su bardağı  sıvıyağ
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Sütün içine limon suyunu ekleyin ve on dakika kesilmesi için bekleyin.
  • Yumurta ve toz şekeri iyice çırpın.
  • Sütü, sıvıyağı  ve vanilyayı ekleyin çırpın.
  • Elenmiş un,kabartma tozu, karbonatı harmanlayın. Sütlü karışıma ekleyin çırpın.
  • Hamuru 10 - 15 dakika buzdolabında dinlendirin.
  • Isıtılmış tavayı çok az yağlayın(diğerlerini kızartırken yağlamaya gerek yok).
  • Hamurdan bir kepçe alın ve ısıtılmış tavaya dökün. Tavayı sağa sola oynatarak yuvarlak şekil aldırın.
  • Hamur göz göz olunca (spatulayla hafifçe kenarından kaldırınca rahat kalkınca) ters tarafını çevirin.Diğer tarafını da kızartın.(Orta dereceli ateşte)
  • Afiyet olsun.

19 Aralık 2013 Perşembe

Kıbrıs Tatlısı

Haftalar hızla birbirini kovalarken koca bir yılın sonuna daha geldik. Bir yıl daha biterken yeni umutlar, yeni heyecanları seneye devredeceğiz. Öncesinde yeni yılın ışıltısı, heyecanı beni çocuk gibi mutlu eder. Bu konuda kendimi hiç frenlemem. Gördüğüm yeni yıl hazırlıklarıyla coşarım. Sanki bana her biri ayrı güzellikler fısıldar. Yavaş yavaş neler yapsam, neler alsam demeye başladım. Hatta yılbaşı masa örtümü bile diktim. Dilerim içimde ki bu heyecan hiç bir zaman sönmesin.
Blogların kraliçelerinden biri olan hayatcafe den aldığım Kıbrıs tatlısı tarifini o kadar çok sevdim ki öğrendiğimden beri kim bilir kaç kere yaptım? Sevgili arkadaşıma teşekkür ediyorum ve tatlının tarifini paylaşmak istiyorum.
Malzemeler
  • 4 adet yumurta
  • Yarım su bardağından biraz fazla şeker 
  • Yarım su bardağı sıvıyağı 
  • 1 su bardağı galeta unu 
  • 1 su bardağı ceviz 
  • 1 su bardağı Hindistan cevizi 
  • 1 paket kabartma tozu 
  • 1 paket  vanilya
  • Bir tutam sevgi
Krema
  • 1 litre süt 
  • 1su bardağı nişasta 
  • Yarım su bardağı şeker 
  • 1 paket kremşanti (toz halde)
Şerbeti
  • 2 su bardağı su 
  • 1.5 su bardağı  şeker (azaltılabilir)
  • 1 Paket vanilya
Yapılışı
  • Şurubu için su , toz şeker ve limon kabuğu rendesini tencereye alın kaynatın. Kaynara çıktıktan sonra 5 - 10 dakika daha kaynatın ve altını kapatın. Soğumaya bırakın.
  • Yumurtaları ve toz şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın.
  • Sıvı yağı ekleyin, çırpın. Galeta unu,Hindistan cevizi, vanilya, ve kabartma tozunu da ekleyerek çırpın.
  • En son cevizi ekleyin ve karıştırın.
  • Yağlanmış kare borcam tepsiye toz şeker serpin. Karışımı içine dökün.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Ortasına kürdan batırın temiz çıkıyorsa pişmiş demektir.
  • Kreması için, nişasta, toz şeker, vanilyayı tencereye alın ve çırpıcı ile iyice harmanlayın.
  • Yavaş yavaş sütü ekleyin, çırpıcıyla da karıştırın. Pütürsüz hale gelince altını yakın ve sürekli karıştırarak göz göz olana kadar pişirin.
  • Toz halindeki kremşantiyi ekleyin ve çırpın.
  • Ilınan keke şurubu dökün ve bekleyin.
  • En son kremayı da her tarafına gelecek şekilde kekin üzerine dökün ve  bolca ceviz serpin.
  • Buzdolabında bir gece bekletin.
  • Afiyet olsun.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Mercimekli Un Çorbası


Eğer bir anne iseniz veya bir anneniz varsa burada yazdıklarımı gayet iyi anlayacaksınız:
Evet, düşündüğümde babalar da ne demek istediğimi anlayabilirler ama ancak anneler burada yazılanları gerçekten hissedebilirler. 21 senelik evlilikten sonra "aşk ışıltısını" canlı tutmanın yeni bir yolunu buldum.
Bir süre önce, başka bir kadınla çıkmaya başladım ve bu aslında eşimin fikriydi. Bir gün eşim, beni çok şaşırtarak:
"Biliyorum ki onu seviyorsun" dedi .
Şiddetle itiraz ettim: "Ama ben seni seviyorum!!!"
"Biliyorum ama aynı zamanda onu da seviyorsun. Ona da zaman ayırman gerekiyor"
Karımın, ziyaret etmemi istediği "öbür kadın" , 19 yıldır dul olan annemdi.
İşimin yoğunluğu ve üç çocuğumun beklentileri sebebiyle annemi görme fırsatım pek olamıyordu. O akşam annemi yemeğe ve ardından sinemaya davet ettim.
Endişelendi ve hemen "İyi misin, her şey yolunda mı" diye sordu.
Annem de geç saatte gelen bir telefonun veya sürpriz bir davetin mutlaka kötü bir anlamı olacağından şüphelenen tipte kadınlardandı. "Seninle beraber ikimizin biraz zaman geçirmemizin güzel olacağını düşündüm" diye yanıtladım.
"Sadece ikimiz mi?"
Biraz düşündü ve "Çok isterim" diye cevap verdi.
O Cuma, iş çıkışı onu almaya giderken kendimi biraz gergin hissediyordum. Eve vardığımda fark ettim ki o da, randevumuzdan ötürü hafif gergin görünüyordu. Kapısının önünde, paltosunu çoktan giymiş bir şekilde bekliyordu. Saçlarını yaptırmıştı ve üzerinde babamla kutladıkları son evlilik yıldönümlerinde giydiği elbise vardı. Bana melekler kadar ışıltılı bir yüzle gülümsedi. Arabaya bindiğimizde
"Arkadaşlarıma oğlumla dışarı çıkacağımı söyledim ve gerçekten çok etkilendiler" dedi,
"Randevumuzun nasıl geçtiğini duymak için sabırsızlanıyorlar."
Gittiğimiz restoran, çok şık olmasa da sevimli, sıcak ve servisin kaliteli olduğu bir mekândı. Annemse, bir kraliçe edasıyla koluma girdi.Yerimize oturduktan sonra ona menüyü okumam gerekmişti, çünkü küçük yazıları göremiyordu.Ben daha menünün ortalarındayken annemin nemli gözlerle ve nostaljik bir gülüşle bana bakmakta olduğunu fark ettim:
"Eskiden, sen küçükken, menüleri okuyan bendim, sense meraklı bakışlarla beni dinlerdin" dedi. Ben de gülümsedim: "O zaman, şimdi senin rahat rahat oturma sıran ve ben de okuyarak borcumu ödeyebilirim" dedim.
Yemek boyunca muhabbetimiz çok güzeldi, sıra dışı hiçbir şey olmadı ama eskilerden ve hayatlarımızdaki yeniliklerden bahsederek kaybettiğimiz zamanın birazını telafi etmeye çalıştık.O kadar çok konuştuk ve eğlendik ki film saatini kaçırdık. Akşam annemi bırakırken;
"Seninle tekrar çıkmak isterim ama ancak bu sefer benim seni davet etmeme izin verirsen" dedi ve bir akşam tekrar buluşmakta karar kıldık.
Eve geldiğimde eşim yemeğin nasıl geçtiğini sordu:
"Çok güzeldi" dedim "Düşünebileceğimin çok üstündeydi"
Birkaç gün sonra annem aniden ciddi bir kalp krizi sonucu vefat etti. Bu o kadar ani gerçekleşmişti ki onun için bir şey daha yapma şansım olmamıştı. Birkaç zaman sonra evime, annemle yemek yediğimiz restorandan, ödenmiş iki kişilik bir yemek faturası ve üzerine iliştirilmiş bir not yollandı:
Oğlum, bu faturayı önceden ödedim, çünkü seninle kararlaştırdığımız randevu gününe gelemeyeceğimden neredeyse yüzde yüz emindim. Yine de iki kişilik bir yemek ayarladım çünkü bu sefer eşinle beraber gitmenizi istiyorum. Seninle olan o günkü randevumuzun benim için ne anlam ifade ettiğini bilemezsin. Seni Seviyorum."
O esnada, "Seni Seviyorum" demenin ve hayatta değer verdiğimiz insanlara hak ettikleri zamanı ayırmanın önemini anladım. Hayatta hiçbir şey ailenizden daha önemli değildir. Onlara hakları olan zamanı ve ilgiyi verin çünkü böyle şeyleri erteleyebileceğiniz "başka bir zaman" ı her istediğinizde yakalayamayabilirsiniz.
Sevdiklerimize zamanında sevdiklerimizi gösterebilmek dileğiyle güzel bir hafta dilerken, bu soğuk günlerde içimizi ısıtacak un çorbası tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 7 yemek kaşığı un
  • 2 su bardağı süt
  • 4 - 5 su bardağı su
  • 1 su bardağına yakın haşlanmış yeşil mercimek
  • Tereyağı
  • Sıvıyağ
  • Tuz
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Tereyağını ve sıvıyağı tencereye alın ve tereyağı eriyince unu ekleyin ve kavurun.
  • Un hafif renk dönmeye başlayınca süt ve suyu ekleyin. Üzerinize sıçramaması için altını kapatıp yavaş yavaş ekleyerek yapın.
  • Topaklanmaması için blenderden geçirin.
  • Yeniden altını açın ve kaynara çıkana kadar sürekli karıştırın.
  • Kaynamaya başlayınca haşlanmış mercimeği katın, tuzunu da ekleyin 10 - 15 dakika ara sıra karıştırarak pişmeye bırakın.
  • Afiyet olsun.

12 Aralık 2013 Perşembe

Erik, Ayva Reçelleri


Uzun zamandan beri merak ettiğim bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Blog  yazmanın en güzel diğer bloggerlerle arkadaş hatta dost olmak. Onların sevincini ve acısını, hüznünü paylaşmak. Bunu da birbirimize attığımız yorumlarla (çok özel durumlar da telefon ve görüşmeyle) yapıyoruz. Fakat çok dikkat ettim, bir çok arkadaşla öncesinde sık sık yapılan yorumlar bir müddet sonra azalmaya ve en sonunda da yorum yazmamaya varıyor. Ben bir kaç kere arkadaşım gelmese de yorum yazmaya devam ediyorum ama arkadaşım gelmeyince acaba çok mu ısrarcı oluyorum benimle görüşmek istemiyor mu diye düşünerek ben de yazmamaya başlıyorum.( Arkadaşımın çok yoğun olmaması ya da sıkıntıları olması zamanından bahsetmiyorum.) Ama üzülüyorum. Ne yaptım da bana kırıldı acaba? Bunun nedenini bilenler var mıdır? Yoksa blogger olmanın bir özelliği mi diye sormak istiyorum.
Çocukluğumdan beri reçel yapılan evler, reçel kokan evler mutluluğu ve huzuru temsil etmiştir. Bunu neden böyle eşleştirdim bilmiyorum ama öylesine hoşuma gider ki reçeller. Kahvaltı sofrasında çeşit çeşit reçeller ve tereyağı beni benden alır. O nedenle bugün bende tümayınmutfağı ve Uzman Tv den aldığım tariflerle erik ve ayva reçelleri tarifi vermek istiyorum.
Evinizde, sofralarınız da sevgi hiç eksilmesin dileğiyle

Rendelenmiş Ayva Reçeli (Tümayınmutfağı)
Malzemeler

  • 4 adet ayva
  • 4 su bardağı toz şeker
  • 3,5 su bardağı su
  • 3 adet karanfil
  • Yarım limonun suyu
  • Bir tutam sevgi

Yapılışı
  • Ayvaların hepsini yıkayıp kabuklarını soyun ve tencerenin içine rendeleyin
  • Ayvanın çekirdeklerini ve karanfili de atmayıp tencerenin içine (kapalı süzgecin içine koydum)koyun.
  • Üzerine toz şeker, su ve ekleyip ocağa alın.
  • Ayvalar tamamen yumuşayıncaya kadar ara ara karıştırarak pişirin. (Rendelediğiniz ayvalar iyice yumuşasın).
  • Ayvalar yumuşayıp, şerbet kıvam bulmaya başlayınca (Bunu anlamak için soğuk bir çay tabağına biraz reçelinizden koyup bekleyin. Tabağı hareket ettirdiğinizde hemen akıyorsa, reçelinizin biraz daha kaynamaya ihtiyacı var demektir. Yanız, şunu da unutmayın, reçel bekledikçe de koyulaşır)
  • Yarım limonun suyunu ilave edip 5 dakika daha kaynatın. (Limon suyunu kristalleşmesini önlemek için ekliyoruz).
  • Kavanozlara paylaştırıp tamamen soğuduktan sonra kapaklarını sıkıca kapatın.
  • Kapaklarını kapatmadan üzerlerine kağıt peçete koyup güneş gören bir yerde bir gün bekletip sonra kaldırıyorum.
  • Afiyet olsun.


Erik Reçeli  (Uzman TV)

Malzemeler

  • 1 kg taze erik
  • 1 kg toz şeker
  • Yarım limonun suyu
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Erikleri iyice yıkayın çekirdeklerini çıkarıp doğrayın.(Ben kabuklarını soymuyorum)Tencereye bir kat erik üzerine şeker, tekrar erik ,şeker şeklinde bitene kadar dizin.
  • Bir gece buzdolabında bekletin.
  • Ertesi  gün orta ateşte kaynaya kadar daha sonra da kısık ateşte olmak üzere pişirin.
  • Ara sıra karıştırın. Fazla köpük olmasını engelleyin. Ben köpüklerini hiç almıyorum.
  • (Reçelin piştiğini anlamak için kaşığınızı batırın. Kaldırdığınız da  reçel tam kaşığın ucunda toplanıp inci tanesi gibi düşüyorsa olmuş  demektir.
  • Ya da olup olmadığını anlamak için bir damla reçeli porselen bir tabağa damlatın. tabağı eğdiğinizde reçel akmıyorsa olmuş demektir.)
  • Sıktığınız limon suyunu ekleyin, karıştırın  ve 5 dakika pişirin.
  • Soğuduktan sonra kavanozlarınıza koyun ve kapağını kapatmadan kalın kağıt peçete koyun , güneş gören yerde bir gün bekletin.
  • Kapağını kapatın ve buzdolabında bekletin.
  • Afiyet olsun.

Ayva Reçeli (Uzman TV)
Malzemeler
  • 1 adet ayva
  • 1su bardağından bir parmak eksik toz şeker
  • 1 su bardağı su
  • 1 şeker kaşığı limon suyu
  • Karanfil(arzu ettiğiniz kadar)
  • Bir tutam sevgi

 Yapılışı

  • Özenle seçtiğiniz ayvaları güzelce yıkayın ve soyun..
  • Ayvaları ortadan ikiye kesin. Bıçakla çekirdeklerini çıkarın. Çekirdekleri tek tek ayıklayıp karanfillerle birlikte bir tüle  (ya da kapaklı süzgeç içine koyun)sarın
  • Ayvaları  dilediğiniz şekilde küp küp ya da halkalar şeklinde doğrayın.
  • Ayvaların kararmaması için bir kabın içine su  ve yarım limon koyun. Ayvaları bu suyun içinde bekletin.
  • Ayvaları ve limonu, reçeli pişireceğiniz tencereye alın..
  • Suyu ekleyin. Tüle sardığınız ayva çekirdeklerini ve karanfilleri tencereye koyun
  • 10 dakika kaynatın. Ocaktan alın. Limonu, çekirdekleri, karanfilleri tencereden çıkarın
  • Ayvaların üzerine şekeri ekleyin. Tencereyi tekrar ocağa koyun.
  • Ayvalar yumuşayana ve suyu kıvamlı hale gelene kadar, pişirin.
  • Reçelin piştiğini anlamak için kaşığınızı batırın. Kaldırdığınız da  reçel tam kaşığın ucunda toplanıp inci tanesi gibi düşüyorsa olmuş  demektir.
  • (Ya da olup olmadığını anlamak için bir damla reçeli porselen bir tabağa damlatın. tabağı eğdiğinizde reçel akmıyorsa olmuş demektir.)
  • Sıktığınız limon suyunu ekleyin, karıştırın  ve 5 dakika pişirin.
  • Soğuduktan sonra kavanozlarınıza koyun ve kapağını kapatmadan kalın kağıt peçete koyun , güneş gören yerde bir gün bekletin.
  • Kapağını kapatın ve buzdolabında bekletin.
  • Afiyet olsun.

9 Aralık 2013 Pazartesi

Şapka ve Atkı


Franklin bir çocuğa bir elma vermiş. Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş. Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince, çocuk dört elmayı elinde zapt edememiş, sonuncusunu düşürmüş yere... Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.
Hayat böyledir işte... Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
"Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan."Bernard Shaw

Yaşamda karşımıza ne çıkacağını hiç bilmemek iyi midir, kötü müdür bilemiyorum? Galiba bunlar bizim denenme sebeplerimiz. Geçen haftalar da sağlığımla ilgili oluşan bir sıkıntı ile zor günler geçirirken bunları çok düşündüm. Sonucu beklerken yaşamın bize verdiği güzelliklerden çok kendimizin zorlaştırdığımız şeylerle daha çok oyalandığımızı fark ettim. Bazen ara da soluklar alıp kendimizle baş başa kalmak ve neler yapıyoruz diye bakmayı unuttuğumuzda sanırım sağlığımız bu esleri bizim yerimize veriyor. Çok şükür gerekli operasyon yapıldı . Şimdi gayet iyiyim.
Özellikle de kar yağınca keyfime diyecek yok. Güzel Ankara'm karla başka bir güzel oluyor.
Sadece evsiz, barksızları düşününce üzülmeden edemiyorum.
Haftamızın çok güzel geçmesi dileğiyle, bir meleğe yaptığım şapkalar, atkı ve tacı sizlerle paylaşmak istedim.
Güzel günlerde kullansın.