31 Aralık 2013 Salı

Masa örtülerim, Runner ve Amerikan Servislerim


2014 yılına saatler kaldı ve ben bu yılın hızına yetişmekte çok zorlandım. Koşturarak geçen bir yıldı. Yine de düşündüğümde güzelliklerin daha fazla olduğunu söyleyebilirim.
Gelen bu yılın ülkem ve bizler için öncelikle huzur getirmesini diliyorum. Sağlık, huzur, bolluk ve bereketli bir yıl dileğiyle beraber tüm dünya da barış yılı olsun istiyorum.
Biliyorum ki, güzellikler için sadece istemek değil, çaba da sarf etmek gerekli. Bunu yapabilmenin ümidiyle yeni yılınız kutlu olsun. Hayalinizde ki  her şeye kavuşmanız temennisiyle,
Sevgiyle kalın.

27 Aralık 2013 Cuma

Nohutlu, Yarmalı Yoğurt Çorbası

Hafta sonunun hepimiz için çok güzel geçmesini ve kar yağmasını diliyorum. Yeni yıla kar yağışıyla girmek ne güzel olurdu. Yıllardır bundan mahrumuz. Hayırlısı.
Bu dondurucu soğuklarda içimizin ısınması için nohutlu, yarmalı yoğurt çorbası tarifimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 3 adet büyük kupalarla yoğurt
  • 1 adet yumurta
  • 1 yemek kaşığı un
  • 5 - 6 kupa su
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 4/3 su bardağı haşlanmış yarma
  • Bir tutam sevgi
Üzerine
  • Fındık yağı ya da tereyağı
  • Nane
  • Kırmızı pul biber
Yapılışı
  • Ayrı kaplarda nohudu ve yarmayı haşlayın.
  • Yoğurt, un, yumurtayı pişirme tenceresine alın ve çırpıcıyla pürüzsüz olana kadar iyice çırpın.
  • Suyunu ekleyin ve kaynayana kadar sürekli karıştırın.
  • Tuzunu, haşlanmış nohut ve yarmayı ekleyin ocağın altını kısın ve on beş dakika daha pişirin.
  • İndirmeden bir kaç dakika önce küçük bir tavaya tere yağını, nane ve kırmızı pul biberi ekleyin iyice kızdırın.
  • Çorbanın üzerine dökün ve bir iki kaynadıktan sonra altını kapatın.
  • Afiyet olsun.

23 Aralık 2013 Pazartesi

Pankek

"Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. "Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı
"Olur" demiş çekine çekine.
Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
"Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş... Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.
Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?" Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.
"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.
Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış.
Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler.. "
Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş:
 "Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.
Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.
"Asıl ders bu değil!" dedi baba.
Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.
"Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde de bir tat yok " Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı.
"İçmek istersin herhalde" dedi.
Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
"Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi... Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar."

Haftamızın da kahve tadında ve kokusunda geçmesini diliyorum.
En sevdiğim tatlardan olan pankeki acemi şefin blogunda ki tarifini denedikten sonra işte budur dedim. Acemi şefe bir kere daha teşekkür ediyorum ve bu güzel tarifi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 2,5 su bardağı un
  • 2  adet yumurta
  • 2,5 su bardağı buttermilk (sütü bir kaba koyup içine yarım limon suyunu sıkın ve 10 dk. bekletin)
  • 1/2 su bardağı toz şeker
  • 1 büyükçe bir çay kaşığı kabartma tozu
  • 2 çay kaşığı silme karbonat
  • 1 paket vanilya
  • 1/2 su bardağı  sıvıyağ
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Sütün içine limon suyunu ekleyin ve on dakika kesilmesi için bekleyin.
  • Yumurta ve toz şekeri iyice çırpın.
  • Sütü, sıvıyağı  ve vanilyayı ekleyin çırpın.
  • Elenmiş un,kabartma tozu, karbonatı harmanlayın. Sütlü karışıma ekleyin çırpın.
  • Hamuru 10 - 15 dakika buzdolabında dinlendirin.
  • Isıtılmış tavayı çok az yağlayın(diğerlerini kızartırken yağlamaya gerek yok).
  • Hamurdan bir kepçe alın ve ısıtılmış tavaya dökün. Tavayı sağa sola oynatarak yuvarlak şekil aldırın.
  • Hamur göz göz olunca (spatulayla hafifçe kenarından kaldırınca rahat kalkınca) ters tarafını çevirin.Diğer tarafını da kızartın.(Orta dereceli ateşte)
  • Afiyet olsun.

19 Aralık 2013 Perşembe

Kıbrıs Tatlısı

Haftalar hızla birbirini kovalarken koca bir yılın sonuna daha geldik. Bir yıl daha biterken yeni umutlar, yeni heyecanları seneye devredeceğiz. Öncesinde yeni yılın ışıltısı, heyecanı beni çocuk gibi mutlu eder. Bu konuda kendimi hiç frenlemem. Gördüğüm yeni yıl hazırlıklarıyla coşarım. Sanki bana her biri ayrı güzellikler fısıldar. Yavaş yavaş neler yapsam, neler alsam demeye başladım. Hatta yılbaşı masa örtümü bile diktim. Dilerim içimde ki bu heyecan hiç bir zaman sönmesin.
Blogların kraliçelerinden biri olan hayatcafe den aldığım Kıbrıs tatlısı tarifini o kadar çok sevdim ki öğrendiğimden beri kim bilir kaç kere yaptım? Sevgili arkadaşıma teşekkür ediyorum ve tatlının tarifini paylaşmak istiyorum.
Malzemeler
  • 4 adet yumurta
  • Yarım su bardağından biraz fazla şeker 
  • Yarım su bardağı sıvıyağı 
  • 1 su bardağı galeta unu 
  • 1 su bardağı ceviz 
  • 1 su bardağı Hindistan cevizi 
  • 1 paket kabartma tozu 
  • 1 paket  vanilya
  • Bir tutam sevgi
Krema
  • 1 litre süt 
  • 1su bardağı nişasta 
  • Yarım su bardağı şeker 
  • 1 paket kremşanti (toz halde)
Şerbeti
  • 2 su bardağı su 
  • 1.5 su bardağı  şeker (azaltılabilir)
  • 1 Paket vanilya
Yapılışı
  • Şurubu için su , toz şeker ve limon kabuğu rendesini tencereye alın kaynatın. Kaynara çıktıktan sonra 5 - 10 dakika daha kaynatın ve altını kapatın. Soğumaya bırakın.
  • Yumurtaları ve toz şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın.
  • Sıvı yağı ekleyin, çırpın. Galeta unu,Hindistan cevizi, vanilya, ve kabartma tozunu da ekleyerek çırpın.
  • En son cevizi ekleyin ve karıştırın.
  • Yağlanmış kare borcam tepsiye toz şeker serpin. Karışımı içine dökün.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Ortasına kürdan batırın temiz çıkıyorsa pişmiş demektir.
  • Kreması için, nişasta, toz şeker, vanilyayı tencereye alın ve çırpıcı ile iyice harmanlayın.
  • Yavaş yavaş sütü ekleyin, çırpıcıyla da karıştırın. Pütürsüz hale gelince altını yakın ve sürekli karıştırarak göz göz olana kadar pişirin.
  • Toz halindeki kremşantiyi ekleyin ve çırpın.
  • Ilınan keke şurubu dökün ve bekleyin.
  • En son kremayı da her tarafına gelecek şekilde kekin üzerine dökün ve  bolca ceviz serpin.
  • Buzdolabında bir gece bekletin.
  • Afiyet olsun.

16 Aralık 2013 Pazartesi

Mercimekli Un Çorbası


Eğer bir anne iseniz veya bir anneniz varsa burada yazdıklarımı gayet iyi anlayacaksınız:
Evet, düşündüğümde babalar da ne demek istediğimi anlayabilirler ama ancak anneler burada yazılanları gerçekten hissedebilirler. 21 senelik evlilikten sonra "aşk ışıltısını" canlı tutmanın yeni bir yolunu buldum.
Bir süre önce, başka bir kadınla çıkmaya başladım ve bu aslında eşimin fikriydi. Bir gün eşim, beni çok şaşırtarak:
"Biliyorum ki onu seviyorsun" dedi .
Şiddetle itiraz ettim: "Ama ben seni seviyorum!!!"
"Biliyorum ama aynı zamanda onu da seviyorsun. Ona da zaman ayırman gerekiyor"
Karımın, ziyaret etmemi istediği "öbür kadın" , 19 yıldır dul olan annemdi.
İşimin yoğunluğu ve üç çocuğumun beklentileri sebebiyle annemi görme fırsatım pek olamıyordu. O akşam annemi yemeğe ve ardından sinemaya davet ettim.
Endişelendi ve hemen "İyi misin, her şey yolunda mı" diye sordu.
Annem de geç saatte gelen bir telefonun veya sürpriz bir davetin mutlaka kötü bir anlamı olacağından şüphelenen tipte kadınlardandı. "Seninle beraber ikimizin biraz zaman geçirmemizin güzel olacağını düşündüm" diye yanıtladım.
"Sadece ikimiz mi?"
Biraz düşündü ve "Çok isterim" diye cevap verdi.
O Cuma, iş çıkışı onu almaya giderken kendimi biraz gergin hissediyordum. Eve vardığımda fark ettim ki o da, randevumuzdan ötürü hafif gergin görünüyordu. Kapısının önünde, paltosunu çoktan giymiş bir şekilde bekliyordu. Saçlarını yaptırmıştı ve üzerinde babamla kutladıkları son evlilik yıldönümlerinde giydiği elbise vardı. Bana melekler kadar ışıltılı bir yüzle gülümsedi. Arabaya bindiğimizde
"Arkadaşlarıma oğlumla dışarı çıkacağımı söyledim ve gerçekten çok etkilendiler" dedi,
"Randevumuzun nasıl geçtiğini duymak için sabırsızlanıyorlar."
Gittiğimiz restoran, çok şık olmasa da sevimli, sıcak ve servisin kaliteli olduğu bir mekândı. Annemse, bir kraliçe edasıyla koluma girdi.Yerimize oturduktan sonra ona menüyü okumam gerekmişti, çünkü küçük yazıları göremiyordu.Ben daha menünün ortalarındayken annemin nemli gözlerle ve nostaljik bir gülüşle bana bakmakta olduğunu fark ettim:
"Eskiden, sen küçükken, menüleri okuyan bendim, sense meraklı bakışlarla beni dinlerdin" dedi. Ben de gülümsedim: "O zaman, şimdi senin rahat rahat oturma sıran ve ben de okuyarak borcumu ödeyebilirim" dedim.
Yemek boyunca muhabbetimiz çok güzeldi, sıra dışı hiçbir şey olmadı ama eskilerden ve hayatlarımızdaki yeniliklerden bahsederek kaybettiğimiz zamanın birazını telafi etmeye çalıştık.O kadar çok konuştuk ve eğlendik ki film saatini kaçırdık. Akşam annemi bırakırken;
"Seninle tekrar çıkmak isterim ama ancak bu sefer benim seni davet etmeme izin verirsen" dedi ve bir akşam tekrar buluşmakta karar kıldık.
Eve geldiğimde eşim yemeğin nasıl geçtiğini sordu:
"Çok güzeldi" dedim "Düşünebileceğimin çok üstündeydi"
Birkaç gün sonra annem aniden ciddi bir kalp krizi sonucu vefat etti. Bu o kadar ani gerçekleşmişti ki onun için bir şey daha yapma şansım olmamıştı. Birkaç zaman sonra evime, annemle yemek yediğimiz restorandan, ödenmiş iki kişilik bir yemek faturası ve üzerine iliştirilmiş bir not yollandı:
Oğlum, bu faturayı önceden ödedim, çünkü seninle kararlaştırdığımız randevu gününe gelemeyeceğimden neredeyse yüzde yüz emindim. Yine de iki kişilik bir yemek ayarladım çünkü bu sefer eşinle beraber gitmenizi istiyorum. Seninle olan o günkü randevumuzun benim için ne anlam ifade ettiğini bilemezsin. Seni Seviyorum."
O esnada, "Seni Seviyorum" demenin ve hayatta değer verdiğimiz insanlara hak ettikleri zamanı ayırmanın önemini anladım. Hayatta hiçbir şey ailenizden daha önemli değildir. Onlara hakları olan zamanı ve ilgiyi verin çünkü böyle şeyleri erteleyebileceğiniz "başka bir zaman" ı her istediğinizde yakalayamayabilirsiniz.
Sevdiklerimize zamanında sevdiklerimizi gösterebilmek dileğiyle güzel bir hafta dilerken, bu soğuk günlerde içimizi ısıtacak un çorbası tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 7 yemek kaşığı un
  • 2 su bardağı süt
  • 4 - 5 su bardağı su
  • 1 su bardağına yakın haşlanmış yeşil mercimek
  • Tereyağı
  • Sıvıyağ
  • Tuz
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Tereyağını ve sıvıyağı tencereye alın ve tereyağı eriyince unu ekleyin ve kavurun.
  • Un hafif renk dönmeye başlayınca süt ve suyu ekleyin. Üzerinize sıçramaması için altını kapatıp yavaş yavaş ekleyerek yapın.
  • Topaklanmaması için blenderden geçirin.
  • Yeniden altını açın ve kaynara çıkana kadar sürekli karıştırın.
  • Kaynamaya başlayınca haşlanmış mercimeği katın, tuzunu da ekleyin 10 - 15 dakika ara sıra karıştırarak pişmeye bırakın.
  • Afiyet olsun.

12 Aralık 2013 Perşembe

Erik, Ayva Reçelleri


Uzun zamandan beri merak ettiğim bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Blog  yazmanın en güzel diğer bloggerlerle arkadaş hatta dost olmak. Onların sevincini ve acısını, hüznünü paylaşmak. Bunu da birbirimize attığımız yorumlarla (çok özel durumlar da telefon ve görüşmeyle) yapıyoruz. Fakat çok dikkat ettim, bir çok arkadaşla öncesinde sık sık yapılan yorumlar bir müddet sonra azalmaya ve en sonunda da yorum yazmamaya varıyor. Ben bir kaç kere arkadaşım gelmese de yorum yazmaya devam ediyorum ama arkadaşım gelmeyince acaba çok mu ısrarcı oluyorum benimle görüşmek istemiyor mu diye düşünerek ben de yazmamaya başlıyorum.( Arkadaşımın çok yoğun olmaması ya da sıkıntıları olması zamanından bahsetmiyorum.) Ama üzülüyorum. Ne yaptım da bana kırıldı acaba? Bunun nedenini bilenler var mıdır? Yoksa blogger olmanın bir özelliği mi diye sormak istiyorum.
Çocukluğumdan beri reçel yapılan evler, reçel kokan evler mutluluğu ve huzuru temsil etmiştir. Bunu neden böyle eşleştirdim bilmiyorum ama öylesine hoşuma gider ki reçeller. Kahvaltı sofrasında çeşit çeşit reçeller ve tereyağı beni benden alır. O nedenle bugün bende tümayınmutfağı ve Uzman Tv den aldığım tariflerle erik ve ayva reçelleri tarifi vermek istiyorum.
Evinizde, sofralarınız da sevgi hiç eksilmesin dileğiyle

Rendelenmiş Ayva Reçeli (Tümayınmutfağı)
Malzemeler

  • 4 adet ayva
  • 4 su bardağı toz şeker
  • 3,5 su bardağı su
  • 3 adet karanfil
  • Yarım limonun suyu
  • Bir tutam sevgi

Yapılışı
  • Ayvaların hepsini yıkayıp kabuklarını soyun ve tencerenin içine rendeleyin
  • Ayvanın çekirdeklerini ve karanfili de atmayıp tencerenin içine (kapalı süzgecin içine koydum)koyun.
  • Üzerine toz şeker, su ve ekleyip ocağa alın.
  • Ayvalar tamamen yumuşayıncaya kadar ara ara karıştırarak pişirin. (Rendelediğiniz ayvalar iyice yumuşasın).
  • Ayvalar yumuşayıp, şerbet kıvam bulmaya başlayınca (Bunu anlamak için soğuk bir çay tabağına biraz reçelinizden koyup bekleyin. Tabağı hareket ettirdiğinizde hemen akıyorsa, reçelinizin biraz daha kaynamaya ihtiyacı var demektir. Yanız, şunu da unutmayın, reçel bekledikçe de koyulaşır)
  • Yarım limonun suyunu ilave edip 5 dakika daha kaynatın. (Limon suyunu kristalleşmesini önlemek için ekliyoruz).
  • Kavanozlara paylaştırıp tamamen soğuduktan sonra kapaklarını sıkıca kapatın.
  • Kapaklarını kapatmadan üzerlerine kağıt peçete koyup güneş gören bir yerde bir gün bekletip sonra kaldırıyorum.
  • Afiyet olsun.


Erik Reçeli  (Uzman TV)

Malzemeler

  • 1 kg taze erik
  • 1 kg toz şeker
  • Yarım limonun suyu
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Erikleri iyice yıkayın çekirdeklerini çıkarıp doğrayın.(Ben kabuklarını soymuyorum)Tencereye bir kat erik üzerine şeker, tekrar erik ,şeker şeklinde bitene kadar dizin.
  • Bir gece buzdolabında bekletin.
  • Ertesi  gün orta ateşte kaynaya kadar daha sonra da kısık ateşte olmak üzere pişirin.
  • Ara sıra karıştırın. Fazla köpük olmasını engelleyin. Ben köpüklerini hiç almıyorum.
  • (Reçelin piştiğini anlamak için kaşığınızı batırın. Kaldırdığınız da  reçel tam kaşığın ucunda toplanıp inci tanesi gibi düşüyorsa olmuş  demektir.
  • Ya da olup olmadığını anlamak için bir damla reçeli porselen bir tabağa damlatın. tabağı eğdiğinizde reçel akmıyorsa olmuş demektir.)
  • Sıktığınız limon suyunu ekleyin, karıştırın  ve 5 dakika pişirin.
  • Soğuduktan sonra kavanozlarınıza koyun ve kapağını kapatmadan kalın kağıt peçete koyun , güneş gören yerde bir gün bekletin.
  • Kapağını kapatın ve buzdolabında bekletin.
  • Afiyet olsun.

Ayva Reçeli (Uzman TV)
Malzemeler
  • 1 adet ayva
  • 1su bardağından bir parmak eksik toz şeker
  • 1 su bardağı su
  • 1 şeker kaşığı limon suyu
  • Karanfil(arzu ettiğiniz kadar)
  • Bir tutam sevgi

 Yapılışı

  • Özenle seçtiğiniz ayvaları güzelce yıkayın ve soyun..
  • Ayvaları ortadan ikiye kesin. Bıçakla çekirdeklerini çıkarın. Çekirdekleri tek tek ayıklayıp karanfillerle birlikte bir tüle  (ya da kapaklı süzgeç içine koyun)sarın
  • Ayvaları  dilediğiniz şekilde küp küp ya da halkalar şeklinde doğrayın.
  • Ayvaların kararmaması için bir kabın içine su  ve yarım limon koyun. Ayvaları bu suyun içinde bekletin.
  • Ayvaları ve limonu, reçeli pişireceğiniz tencereye alın..
  • Suyu ekleyin. Tüle sardığınız ayva çekirdeklerini ve karanfilleri tencereye koyun
  • 10 dakika kaynatın. Ocaktan alın. Limonu, çekirdekleri, karanfilleri tencereden çıkarın
  • Ayvaların üzerine şekeri ekleyin. Tencereyi tekrar ocağa koyun.
  • Ayvalar yumuşayana ve suyu kıvamlı hale gelene kadar, pişirin.
  • Reçelin piştiğini anlamak için kaşığınızı batırın. Kaldırdığınız da  reçel tam kaşığın ucunda toplanıp inci tanesi gibi düşüyorsa olmuş  demektir.
  • (Ya da olup olmadığını anlamak için bir damla reçeli porselen bir tabağa damlatın. tabağı eğdiğinizde reçel akmıyorsa olmuş demektir.)
  • Sıktığınız limon suyunu ekleyin, karıştırın  ve 5 dakika pişirin.
  • Soğuduktan sonra kavanozlarınıza koyun ve kapağını kapatmadan kalın kağıt peçete koyun , güneş gören yerde bir gün bekletin.
  • Kapağını kapatın ve buzdolabında bekletin.
  • Afiyet olsun.

9 Aralık 2013 Pazartesi

Şapka ve Atkı


Franklin bir çocuğa bir elma vermiş. Çocuk çok sevinmiş.
Bir elma daha vermiş. Çocuk daha çok sevinmiş.
Bir elma daha verince çocuk sevinçten deliye dönmüş.
Ve bir elma daha verince, çocuk dört elmayı elinde zapt edememiş, sonuncusunu düşürmüş yere... Bu sefer ağlamaya başlamış çocuk.
Hayat böyledir işte... Hayal etmediğimiz bir saadete eriştikten sonra, onun bir lokmasını dahi kaybetmek bizi perişan eder.
"Keyifler değildir yaşamı değerli yapan. Yaşamdır, keyif almayı değerli kılan."Bernard Shaw

Yaşamda karşımıza ne çıkacağını hiç bilmemek iyi midir, kötü müdür bilemiyorum? Galiba bunlar bizim denenme sebeplerimiz. Geçen haftalar da sağlığımla ilgili oluşan bir sıkıntı ile zor günler geçirirken bunları çok düşündüm. Sonucu beklerken yaşamın bize verdiği güzelliklerden çok kendimizin zorlaştırdığımız şeylerle daha çok oyalandığımızı fark ettim. Bazen ara da soluklar alıp kendimizle baş başa kalmak ve neler yapıyoruz diye bakmayı unuttuğumuzda sanırım sağlığımız bu esleri bizim yerimize veriyor. Çok şükür gerekli operasyon yapıldı . Şimdi gayet iyiyim.
Özellikle de kar yağınca keyfime diyecek yok. Güzel Ankara'm karla başka bir güzel oluyor.
Sadece evsiz, barksızları düşününce üzülmeden edemiyorum.
Haftamızın çok güzel geçmesi dileğiyle, bir meleğe yaptığım şapkalar, atkı ve tacı sizlerle paylaşmak istedim.
Güzel günlerde kullansın.

29 Kasım 2013 Cuma

3,2,1 Poğaça


Bu gün eşimin doğum günü sağlıkla, huzurla, neşeyle ve en önemlisi beraber geçireceğimiz bir yıl diliyorum.
Hemen hemen her blogda olan  3,2,1 poğaçasının benim blogumda da tarifinin olmasını istedim.
Hepimizin hafta sonunun çok güzel geçmesi dileğiyle.

Malzemeler
  • 2 adet kabartma tozu+1 çay kaşığı karbonat
  • 2 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 4.5 - 5 su bardağı un
  • Tuz
  • Bir tutam sevgi
Arasına
  • Peynir
  • Maydanoz
Üzerine
  • Galeta unu
Yapılışı
  • Sıvıyağı ve yoğurdu yoğurma kabına alın ve harmanlayın.
  • Elenmiş un, kabartma tozu, karbonat, ve tuzu ayrı bir yerde harmanlayın .
  • Yavaş yavaş kaba ekleyerek yoğurun.
  • Üzerini kapatın ve en az yarım saat dinlendirin.,
  • Hamuru yeniden yoğurarak havasını çıkartın, küçük bezleler alın ve yuvarlayın. Hamur elinize yapışırsa elinizi hafifçe yağlayın .
  • Peyniri ezin ve ince kıyılmış maydanozla karıştırın.
  • Yuvarladığınız bezenin ortasına peynir karışımını koyun ve yuvarlayın.
  • Galeta ununa batırın.
  • Tepsiyi yağlayın ye da yağlı kağıt serilmiş kağıt serin ve hamurları koyun.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

25 Kasım 2013 Pazartesi

Pastacık

Çocuk büyükannesinin mektup yazısını izliyordu. Bir an geldi, sordu:
'Yaptıklarımızla ilgili bir hikaye mi yazıyorsun? Benimle ilgili bir hikaye mi?'
Büyükanne mektubu yazmayı durdurup torununa söyle söyledi:
'Aslında seninle ilgili yazıyorum ama kelimelerden daha önemli olan, kullandığım kalem. Umarım büyüdüğünde bu kalem gibi olursun.'
Merak içinde, çocuk kaleme baktı. Ona çok da özel görünmemişti.
'Ana bu kalem aynen gördüğüm diğer kalemlere benziyor!'
Büyükanne yanıt verir:
'Bu, ona nasıl baktığına bakar. Bu kalemin 5 özelliği var ki, onları uygulamayı başarırsan, seni dünya ile hep barış içinde olan birisi haline getirir.'
Birinci özellik: Muhteşem şeyler başarmaya muktedirsin ama hiç bir zaman senin adımlarına rehberlik eden bir elin varlığını unutmamalısın. Bu ele 'Tanrı' diyoruz ve o her zaman bize kendi iradesine göre rehberlik eder.
İkinci özellik: Simdi veya sonra, bir şekilde yazmayı durdurup kalem tras kullanmam gerekecek. Bu işlem, kalemin biraz acı çekmesine neden olur ama sonrasında daha iyi yazar. Sen de bazı acılara ve üzüntülere tahammül etmelisin, çünkü bunlar seni daha iyi bir insan yapar.
Üçüncü özellik: Kalem her zaman yanlışları silmemiz için silgi kullanmamıza izin verir. Bunun anlamı, yaptığımız bir şeyi düzeltmenin yanlış olmadığıdır. Bu bizi, adalete giden yolda tutar.
Dördüncü özellik: Bir kalemde önemli olan tahta dış kısmı değil, içindeki kursunudur. Dolayısı ile her zaman 'içinde' olan bitene dikkat et.
Son olarak, kalemin besinci özelliği: Her zaman bir iz bırakır. Ayni şekilde, sen de bilmelisin ki, yaptığın her şey hayatında bir iz bırakacak, dolayısı ile her adımında bunun farkında olmaya çalış.

Yeni bir haftaya merhaba derken tarifini  meleklermekani'nden aldığım pastacığın tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Haftanızın güzel ve neşeli geçmesi dileğiyle,

Malzemeler
  • Yaklaşık 2 su bardağı kek kırıntısı
  • 1 su bardağı çekilmiş fındık
  • 2 su bardağı süt
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1 paket vanilya
  • 3 yemek kaşığı şeker
  • 40 gr bitter çikolata
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Kalmış keki un haline getirin.
  • Un ve toz şeker harmanlayın ve sütü ekleyerek karıştırın pürüzsüz hale gelince   orta ateşte karıştırarak pişirin.
  • Ocaktan alıp vanilyayı ekleyin ve karıştırın.
  • Kek kırıntıları ve çekilmiş fındığı karıştırın.
  • Kupların içini streç film ile kaplayın ve biraz kek kırıntılarından, biraz muhallebiden olmak üzere kat kat koyarak kupu doldurun. Buzdolabında 5-6 saat dinlendirdikten sonra, dikkatlice ters çevirerek bir tabağa alın.
  • Benmari usulü eritilmiş bitter çikolata ile süsleyin.
  • Afiyet olsun.

18 Kasım 2013 Pazartesi

Krepte Tavuk Bohçası & Padişah Şurubu

 
Profesör Konferans vermek üzere salona girmiş. 
Salon, ön sırada oturan seyis dışında boşmuş. Konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen Profesör sonunda seyise sormuş: Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mı, yoksa konuşmamalı mıyım?
Seyis cevap vermiş: "Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim."
Bu sözlere hak veren Profesör konferansa başlamış. İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, konferanstan sonra kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:
-"Konuşmayı nasıl buldun?"
Seyis cevap vermiş: "Hocam sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim.
Gene de eğer ahıra gelir biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip hayvanı çatlatmazdım."
Haftaya gülümseyerek başlamak istedim. Hepimize güzel ve neşeli bir hafta dileğiyle, yıllarca önce televizyonda Oktay usta'dan öğrendiğim ve severek yaptığım krepli tavuk tarifini sizlerle paylaşmak istedim.

Malzemeler
İç harcı için
  • 500 gr kuşbaşı doğranmış tavuk göğüs
  • (İstenirse mantar eşim ve kızım yemediği için biz de konulamıyor maalesef)
  • 2 adet yeşil sivri biber
  • 1 adet kuru soğan
  • 2 diş sarımsak
  • 1 tatlı kaşığı domates salçası
  • Sıvı yağ
  • Tuz
  • Karabiber
  • Kırmızı pul biber
  • Bir tutam sevgi
Krep için
  • 2 adet yumurta
  • 2 su bardağı süt
  • 1 -2 yemek kaşığı  sıvı yağ                      
  • 2 su bardağı un
  • Tuz
Üzeri için:
  •  Kaşar peyniri rendesi
  • Yapılışı
  • İnce doğranmış soğan, biber ve rendelenmiş sarımsakları sıvıyağda kavurun.
  • Küp şeklinde küçük doğranmış tavukları ekleyin ve sote leyin.
  • Salçayı ekleyin ve bir iki karıştırın,baharatlarını ekleyin ve altını kapatın.
  • Krep için karıştırma kabına yumurtaları,sıvıyağı ve sütü ekleyin çırpın.
  • Elenmiş unu ve tuzunu  azar azar  ekleyin (boza kıvamında) ve çırpın.
  • Krep yapacağınız tavayı çok az yağlayın.(sadece bir kere) krep hamurundan bir kepçe koyun ve hamurun tavanın her yerine yayılması için tavayı sağlı sollu yavaşça oynatın.
  • Orta ateşte önce altını kızartın. Spatulayla hafifçe kenarına değdiğinizde kendiliğinden tavadan ayrılacaktır. Diğer tarafını çevirin ve kızartın.
  • Kreplerin ortasına ılıyan tavuklardan kaşık yardımıyla koyun ve bohça şeklinde kapatın.
  • Yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine kat yeri altta kalacak şekilde (ben kürdanla kapattım) yerleştirin.
  • Üzerine dilimlenmiş kaşar koyun ve fırında kaşarlar eriyene kadar pişirin.
  • Afiyet olsun.
Padişah Şurubu
Malzemeler
  • 3,5 lt. kaynamış su
  • 2 avuç bamya çiçeği
  • 10 adet kakule
  • 1/2 tarçın çubuğu (1 tane de olabilir yoğunluğunu siz karar verin)
  • Toz şeker
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Kaynamış suyun içine bamya çiçeği, kakule ve tarçını koyun ve 4 saat dinlendirin.
  • Altına büyük bir kap alarak süzgeç yardımıyla (posalarını süzmek amaçlı) suyu boşaltın.
  • Toz şekeri ekleyerek (tadına siz karar verin) karıştırın ve şişelere koyarak buzdolabına kaldırın.
  • Afiyet olsun.

15 Kasım 2013 Cuma

Nişastalı kırmızı mercimek çorbası


Ankara da uzun yıllardan beri ilk defa havalar Kasımın ortaları olmasına rağmen sıcacık. Ne kışlıklar giyildi ne doğalgaz tam anlamıyla yandı. Görüntüde bizi çok mutlu etmesine rağmen hiç yağış olmaması nedeniyle inanılmaz grip vakası var. Hemen hemen her evde sürekli tekrarlayan hastalıklar var. Kızlarım da bundan nasiplerini aldılar. Küçük kuzuma iğne yaptırmak zorunda kaldık. 6. iğnesini de vurulacak bugün ancak gözünü açabildi. Buna da şükür diyorum. Bir an evvel yağışların gelmesini diliyorum.
Böyle günlerde olmazsa olmazımız olan mercimek çorbasına nişasta ekleyince sanki daha da lezzetli oldu. Tarifimi verirken hepimize sağlıklı günler diliyorum.

Malzemeler
  • 1,5 su bardağı kırmızı mercimek
  • 8 su bardağı su
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 yemek kaşığı buğday nişastası
  • Sıvıyağ, tereyağı (ya da istediğinizi)
  • Tuz,
  • Karabiber
  • Kırmızı biber
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Sıvıyağı, tereyağını beraberce ( ya da sadece istediğiniz birini) tencereye alın tereyağı eriyince salçasını ekleyin ve kavurun.
  • Seçilmiş ve yıkanmış mercimekleri ekleyin, bir iki çevirin.
  • Suyunu ekleyin. Ayrı bir kapta buğday nişastasını az suyla karıştırarak açın ve mercimeklerin içine ekleyin. Kaynatın.
  •  Mercimekler yumuşayınca tuzunu, karabiberini, kırmızı biberini ekleyin ve bir kaç dakika daha kaynadıktan sonra kapatın.
  • Blendırdan geçirdikten sonra (bu da isteğinize bağlı, taneli istiyorsanız yapmayın) servis yapın.
  • Afiyet olsun.

11 Kasım 2013 Pazartesi

Cevizli tuzlu kurabiye

Bir vakit, eski zamanların birinde hayattan pes etmiş bir adam varmış. Sıkıntılarına çare bulamaz olmuş. Hiç kimse onun derdine deva bulamamış. Köyün birindeki bir pir-i fani bu adama bir bilgeyi önermiş. “Biraz ters gibi görünür amma sana hayatının dersini verir. Âlimlerin yıllarca öğretemediğini kısa sürede öğretiverir.” demiş. Bizim adam koyulmuş yola. Az gitmiş uz gitmiş, nihayette bilgenin bulunduğu kasabaya ulaşmış. Sormuş soruşturmuş bilgenin evini bulmuş. Bilgenin yanına varmış. Önünde diz çökmüş. “Efendim! İçimde ve hayatımda öyle sıkıntılar var ki anlatamam.” demiş. Anlatamam demiş amma uzun uzadıya da anlatıvermiş. Bilge hiçbir şey demeden dinlemiş. Sonunda:
“Git bakkaldan iki tane yarım kiloluk tuz al da gel.” demiş. Derviş bilgenin niyetinin anlamamış. İçinden, “Ne alaka! Ben derdimi anlatıyorum bilgenin dediğine bak. Adamın kafası tuzda. Herhalde kendi işini gördürecek bana.” diye söylenmiş.
Söylenmiş söylenmesine de bakkala doğru yola koyulmayı da ihmal etmemiş. Tuzu alıp gelmiş sonunda. Birazcık hışımla bırakmış bilgenin önüne. Bilge önünde duran bir tas suyu göstererek
“Şimdi bu tuzlardan birini bu tasın içine boşalt ve karıştır.” demiş.
Adam denileni yapmış. İşin nereye varacağını merak ediyormuş doğrusu.
Bilge “Şimdi bu suyu iç.” deyince iyice öfkelenmiş.
Bilge ısrar etmiş, “Derdine çözüm bulmak istiyorsan iç, yoksa bırak git.” Diye sert çıkmış. Adam mecburen içmiş çorak suyu ama içmesiyle ağzından püskürtmesi bir olmuş.
“Nasıldı?” diye sorunca Bilge, “Nasıl olabilir ki, çorak tabi ki.” diye de cevap vermiş.
Bilge yüzünde hafif bir gülümseme ile “Beni takip et.” demiş. Koyulmuşlar yola. Varmışlar berrak bir göl kenarına.
Bilge “Şimdi diğer tuzu göle boşalt” demiş. Adam şaşkınlık içinde denileni yapmış. “Eğil ve gölden de su iç” diye devam etmiş bilge.
Biçare adam denileni yapmış. Eğilip gölden su içmiş. Bilge gülümseme ile “Bu suyun tadı nasıl peki?” diye sormuş.
Adam “Gayet güzel, sade ve leziz” diye cevap vermiş. Bunun üzerine bilge:
“Hayat da böyle evlat. Senin sıkıntıların da tuz misali. Zaman olur bu sıkıntıları azaltamazsın. Miktarını düşüremezsin. Sıkıntıyı çekmek zorunda kalırsın. Lakin yapabileceğin bir şey var: Duygularını, düşüncelerini geniş tutmak. Bakış pencereni genişletmek. Aynı tuz bir tas içinde sana sıkıntı verirken bir göl içinde etkisini bile gösteremez.”
Bazen biz sıkıntıları o kadar merkeze alırız ki, hayatımızın diğer alanlarını es geçeriz. Bir sineği gözüne yaklaştıran insan bir süre sonra sinekten başka bir şey göremez olur. Sanırım hayatta neye baktığımızdan ziyade nereden baktığımız önemli.
Siz nereden bakıyorsunuz hayata?


"Doğan CÜCELOĞLU'nun, Eğitimindeki Katılımcılarla bir konuşmasından alıntıdır."

Malzemeler
  • 1 adet yumuşak margarin
  • 1/2 su bardağı sıvı yağ
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 2 adet yumurta(Birinin sarısını ayırın)
  • 2 adet kabartma tozu
  • 1 şeker  kaşığı tuz
  • 1/2 çay kaşığı toz şeker
  • 6,5 su bardağı un
  • 1 su bardağı ceviz
  • Bir tutam sevgi
Üzerine
  • Yumurta sarısı
  • 1 şeker kaşığı sıvıyağı
Yapılışı
  • Margarini, sıvıyağı, yoğurdu, yumurtaları yoğurma kabına alın ve iyice yoğurun.
  • Elenmiş un, kabartma tozlarını ve toz şekeri harmanlayın ve yavaş yavaş ekleyerek yoğurun.
  • Kırılmış cevizleri ekleyerek yeniden yoğurun. İstediğiniz şekli verin.
  • Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin ve üzerine çırpılmış yumurta sürün.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

10 Kasım 2013 Pazar

Seni Daha İyi Anlıyoruz


HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR. AMA ATATÜRK ÖLDÜĞÜ GÜN ÖLÜMSÜZLÜĞÜNÜ İLAN ETMİŞTİR. BUGÜN DE ÖLÜMSÜZLÜĞÜNÜN 75. YIL DÖNÜMÜ. ONUN İLKELERİNE VE BIRAKTIĞI HER ŞEYE TÜM KALBİMİZLE İNANIYOR VE ARKASINDA DURUYORUZ.

4 Kasım 2013 Pazartesi

Yeniden Merhaba&Peçete Halkaları


 

 
Ve yeniden merhaba.
 O kadar uzun oldu ki dönmekte zorlandım. Koşuşturmalı günlerden sonra uzunca dinlenmek bana çok iyi geldi.
Ama sanmayın ki boş durdum, yıllardır yapmak istediğim her şeyi denedim. Yazlıkta bile sürekli ürettim. Yıllardır peçete halkaları, boncuklar ve beni çok cezbeden yoyoları hep yapmak istedim ama ertelemiştim, kuzumun yokluğunu bunlarla doldurmaya çalıştım. Onun olmadığı eve alışmak için sevdiğim şeyleri yapmayı seçtim ve başardım.
Yazlıkta komşularım, yeğenlerim de benimle beraber yaptılar ve çok mutlu oldular. Kuzular bilekliklerin aparatlarını seçtiler ve biz bunları yaparız bülbül deyince çok mutlu oldum, bana ve kendilerine inandılar. Ayarlamalı düğümü bulana kadar epey çaba sarf ettim ama sonuçta Hz.google imdadıma yetişti. Diğer yaptığım tüm çalışmalarda da kendilerinden çok yararlandım. İyi ki varsın Google dedim. Dilerim bizim bloglar da birilerinin işlerini kolaylaştırır.
İki kızımın da arkadaşları nişanlandı ve evlendi. Onların nişan pastasını ve kurabiyelerini de ben yaptım, onların sevinci ve beğenileri her şeye değdi.
Kaldığım yerden devam ederken hepinizi tek tek ziyaret edip görüşmek dileğiyle diyorum. Dönmek çok güzelmiş. Yazmaya başlayınca anladım ki çok özlemişim.

29 Ekim 2013 Salı

90 .YIL


Doğum günün kutlu olsun TÜRKİYEM.
Ülkemde dil, din, ırk ayrımı olmadan tüm zenginliklerimizle bir arada olabileceğimiz Cumhuriyetimizle sonsuza kadar...

2 Ağustos 2013 Cuma

Limonata ve Bizden Haberler

 
Çok uzun bir aradan sonra bir merhaba demek istedim.
Kızımın düğününden sonra uzaktan gelen misafirlerle vakit geçirdim. Sonrasında da odasının boşluğuna alışmakta çok zorlandım. Elbette alışacağım, onun mutlu olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor ama bizi ziyaret ettikten sonra hoşça kal diyerek gitmesine alışmam için biraz daha zamana ihtiyacım var.
Tüm çocuklarımıza içinde de benim yavrularıma mutluluklar diliyorum.
Evde ki çiçeklere hep isim vermişimdir. Menekşeme de Gözde'min adını vermiştim. Bir senedir gözünün içine bakıyordum çiçek açsın diye. Düğün günü kuzum bizlere veda edip çıkınca biraz hüzünlenmiştim ki menekşemin açtığını gördüm. Kuzumun gitmesini beklemiş ne diyeyim.
Bu senede orucu çok şükür sonlandırmamıza az kaldı. Bereketiyle , huzuruyla geldi, sevgiyle de uğurlayacağız inşAllah. Yenisini hep beraber görmek dileğiyle, şimdiden hepimizin bayramı kutlu olsun. Sevdiklerinizle keyifli bir bayram diliyorum.
Pazar gecesi yazlığa geçeceğiz ve kısmetse uzunca da dönmeyeceğiz. Orada internet olmadığı için sizleri takip etmekte zorlanacağım. Hayırlısı.
Kızımın düğününden bir kaç kare ile bu sıcak havalarda zevkle yapıp içtiğimiz limonata tarifim de paylaşmak istiyorum.
Döndüğüm de görüşmek dileğiyle, hepiniz sevgiyle kalın. Ben asla sizi unutmayacağım, sizler de beni unutmayın.

 Malzemeler
  • 6 adet limon
  • 2 su bardağı toz şeker
  • 3 su bardağı su
  • Nane (Arzuya göre
  • Sonradan eklemek üzere yeterince soğuk su
  • Bir tutam sevgi
  •  
Yapılışı

  • Limonun kabuklarını rendeleyin.
  • 3 su bardağı suyun içine toz şekeri ekleyin ve ara sıra karıştırarak şeker eriyene kadar kaynatın.
  • Ilınınca rendelenen limon kabuklarını içine atın ve en az 4 saat bekletin. Ne kadar uzun beklerse o kadar iyi.
  • Limon kabuklu suyunuzun altına geniş bir kap koyarak ince süzgeçten ovuşturarak iyice süzün.
  • Limonları sıkın ve bu karışıma ekleyin.
  • Soğuk su ve toz şekeri isteğinize göre ekleyin.
  • Afiyet olsun.

10 Haziran 2013 Pazartesi

Kızım mezun oldu


Ülkem son günlerde inanılmaz şeyler yaşıyor, aklı havalarda ,telefon ve oyun bağımlısı dediğimiz gençler hayatı es geçmemişler ve yetkililerden, bizlerden neler istediklerini zeka dolu mizah sözleriyle dile getiriyorlar.  Bunu asla siyasetçilerin etkisinde yapmıyorlar,tek amaçları var, bize kulak verin , biz siyaset değil, savaş değil sadece barışmak ve bir olmak istiyoruz diyorlar. En önemlisi de yolları sadece sevgiden geçiyor. Dilerim yetkililer de muhalefet de bunlara kulak verirler. Güzel ülkem artık sorunlara doydu, hiç kimse üzülüp incinmesin, kırılmasın. Başka ülkemiz yok ve biz ülkemizi çok seviyoruz.

Bu yaşanan olaylar arasında küçük kızım çok şükür mezun oldu ve bugün itibariyle evine dönecek. Dilerim tüm arkadaşlarımın, dostlarımın çocukları da bu güzelliği, mutluluğu yaşasın.

Büyük kızımın düğünü bu ayın sonunda kısmetse olacak, düğünden sonra görüşmek dileğiyle, hepinize sevgi ve selamlar.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Kuru Domatesli Cevizli Çörek


Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. "Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı
"Olur" demiş çekine çekine. 
Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
"Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş... Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.
Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?" Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.
"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.
Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış.
Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler.. "
Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: "Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.
Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.
"Asıl ders bu değil!" dedi baba.
Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.
"Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde de bir tat yok " Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı.
"İçmek istersin herhalde" dedi.
Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
"Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi... Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar."
Kahve taneleri gibi olabileceğiniz bir yaşam geçirmeniz dileğiyle…


Yaza geçerken evdeki kuruları bitirmek adına bloglardan değişik tarifler ararken hayranı olduğum sevgili hünerli bayanlar sitesinde kuru domatesli poğaça tarifini görünce hemen denedim ve ceviz ve kuru domates aşıklısı biri olarak çok beğendim. Tarif için çok teşekkür ederim arkadaşıma.

Yolu sevgiden geçen bir hafta dileğiyle.

Malzemeler
  • 250 gr. yumuşak margarin
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1/2 su bardağı fındık yağı
  • 1 adet yumurta akı  (sarısı üzerine)
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 5 - 5,5 su bardağı un
  • 1 adet kabartma tozu
  • 1 tatlı kaşığı mahlep (ben kullanmadım)
  • Bir tutam sevgi
İç Harcı
  • 20 - 25 adet kuru domates
  • 1 çay bardağı İri kırılmış ceviz
  • 2- 3 diş sarımsak (ben koymadım)
  • 2 - 3 yemek kaşığı fındık yağı
Üzerine
  • Yumurta sarısı
  • Susam ve çörek otu
Yapılışı
  • Kurutulmuş domateslerin üzerine sıcak su ekleyin ve en az yarım saat bekletin. Yumuşayınca küçük küçük doğrayın.
  • Cevizleri, domatesleri, zeytinyağını bir kapta harmanlayın, bekletin.
  • Yumuşak margarini ve zeytinyağını krema kıvamına gelene kadar çırpma teli ile karıştırın.
  • Yoğurdu ve yumurta akını da ekleyin, çırpmaya devam edin.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu yavaş yavaş ekleyerek yoğurun.
  • Buzdolabında hamuru ( streçe sarın) yarım saat bekletin.
  • Hamurdan istediğiniz büyüklükte bezeler koparın ve yuvarlayın. Ortasına domatesli karışımdan bir kaşık koyun ve büzerek kapatın. Yavaş hareketlerle delmeden yeniden yuvarlayın.
  • Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  • Yumurta sarısını fırçayla sürün . Üzerine susam ve çörek otu serpin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.