10 Kasım 2013 Pazar
Seni Daha İyi Anlıyoruz
HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR. AMA ATATÜRK ÖLDÜĞÜ GÜN ÖLÜMSÜZLÜĞÜNÜ İLAN ETMİŞTİR. BUGÜN DE ÖLÜMSÜZLÜĞÜNÜN 75. YIL DÖNÜMÜ. ONUN İLKELERİNE VE BIRAKTIĞI HER ŞEYE TÜM KALBİMİZLE İNANIYOR VE ARKASINDA DURUYORUZ.
4 Kasım 2013 Pazartesi
Yeniden Merhaba&Peçete Halkaları
O kadar uzun oldu ki dönmekte zorlandım. Koşuşturmalı günlerden sonra uzunca dinlenmek bana çok iyi geldi.
Ama sanmayın ki boş durdum, yıllardır yapmak istediğim her şeyi denedim. Yazlıkta bile sürekli ürettim. Yıllardır peçete halkaları, boncuklar ve beni çok cezbeden yoyoları hep yapmak istedim ama ertelemiştim, kuzumun yokluğunu bunlarla doldurmaya çalıştım. Onun olmadığı eve alışmak için sevdiğim şeyleri yapmayı seçtim ve başardım.
Yazlıkta komşularım, yeğenlerim de benimle beraber yaptılar ve çok mutlu oldular. Kuzular bilekliklerin aparatlarını seçtiler ve biz bunları yaparız bülbül deyince çok mutlu oldum, bana ve kendilerine inandılar. Ayarlamalı düğümü bulana kadar epey çaba sarf ettim ama sonuçta Hz.google imdadıma yetişti. Diğer yaptığım tüm çalışmalarda da kendilerinden çok yararlandım. İyi ki varsın Google dedim. Dilerim bizim bloglar da birilerinin işlerini kolaylaştırır.
İki kızımın da arkadaşları nişanlandı ve evlendi. Onların nişan pastasını ve kurabiyelerini de ben yaptım, onların sevinci ve beğenileri her şeye değdi.
Kaldığım yerden devam ederken hepinizi tek tek ziyaret edip görüşmek dileğiyle diyorum. Dönmek çok güzelmiş. Yazmaya başlayınca anladım ki çok özlemişim.
29 Ekim 2013 Salı
90 .YIL
Doğum günün kutlu olsun TÜRKİYEM.
Ülkemde dil, din, ırk ayrımı olmadan tüm zenginliklerimizle bir arada olabileceğimiz Cumhuriyetimizle sonsuza kadar...
2 Ağustos 2013 Cuma
Limonata ve Bizden Haberler
Çok uzun bir aradan sonra bir merhaba
demek istedim.
Kızımın düğününden sonra uzaktan
gelen misafirlerle vakit geçirdim. Sonrasında da odasının boşluğuna alışmakta
çok zorlandım. Elbette alışacağım, onun mutlu olduğunu görmek beni çok mutlu
ediyor ama bizi ziyaret ettikten sonra hoşça kal diyerek gitmesine alışmam için
biraz daha zamana ihtiyacım var.
Tüm çocuklarımıza içinde de benim
yavrularıma mutluluklar diliyorum.
Evde ki çiçeklere hep isim
vermişimdir. Menekşeme de Gözde'min adını vermiştim. Bir senedir gözünün içine
bakıyordum çiçek açsın diye. Düğün günü kuzum bizlere veda edip çıkınca biraz
hüzünlenmiştim ki menekşemin açtığını gördüm. Kuzumun gitmesini beklemiş ne
diyeyim.
Bu senede orucu çok şükür
sonlandırmamıza az kaldı. Bereketiyle , huzuruyla geldi, sevgiyle de
uğurlayacağız inşAllah. Yenisini hep beraber görmek dileğiyle, şimdiden
hepimizin bayramı kutlu olsun. Sevdiklerinizle keyifli bir bayram diliyorum.
Pazar gecesi yazlığa geçeceğiz ve
kısmetse uzunca da dönmeyeceğiz. Orada internet olmadığı için sizleri takip
etmekte zorlanacağım. Hayırlısı.
Kızımın düğününden bir kaç kare ile
bu sıcak havalarda zevkle yapıp içtiğimiz limonata tarifim de paylaşmak
istiyorum.
Döndüğüm de görüşmek dileğiyle,
hepiniz sevgiyle kalın. Ben asla sizi unutmayacağım, sizler de beni unutmayın.
- 6 adet limon
- 2 su bardağı toz şeker
- 3 su bardağı su
- Nane (Arzuya göre
- Sonradan eklemek üzere yeterince soğuk su
- Bir tutam sevgi
Yapılışı
- Limonun kabuklarını rendeleyin.
- 3 su bardağı suyun içine toz şekeri ekleyin ve ara sıra karıştırarak şeker eriyene kadar kaynatın.
- Ilınınca rendelenen limon kabuklarını içine atın ve en az 4 saat bekletin. Ne kadar uzun beklerse o kadar iyi.
- Limon kabuklu suyunuzun altına geniş bir kap koyarak ince süzgeçten ovuşturarak iyice süzün.
- Limonları sıkın ve bu karışıma ekleyin.
- Soğuk su ve toz şekeri isteğinize göre ekleyin.
- Afiyet olsun.
10 Haziran 2013 Pazartesi
Kızım mezun oldu
Ülkem son günlerde
inanılmaz şeyler yaşıyor, aklı havalarda ,telefon ve oyun bağımlısı dediğimiz gençler
hayatı es geçmemişler ve yetkililerden, bizlerden neler istediklerini zeka dolu
mizah sözleriyle dile getiriyorlar. Bunu
asla siyasetçilerin etkisinde yapmıyorlar,tek amaçları var, bize kulak verin ,
biz siyaset değil, savaş değil sadece barışmak ve bir olmak istiyoruz diyorlar.
En önemlisi de yolları sadece sevgiden geçiyor. Dilerim yetkililer de muhalefet
de bunlara kulak verirler. Güzel ülkem artık sorunlara doydu, hiç kimse üzülüp
incinmesin, kırılmasın. Başka ülkemiz yok ve biz ülkemizi çok seviyoruz.
Bu yaşanan olaylar
arasında küçük kızım çok şükür mezun oldu ve bugün itibariyle evine dönecek.
Dilerim tüm arkadaşlarımın, dostlarımın çocukları da bu güzelliği, mutluluğu
yaşasın.
Büyük kızımın düğünü
bu ayın sonunda kısmetse olacak, düğünden sonra görüşmek dileğiyle, hepinize
sevgi ve selamlar.
27 Mayıs 2013 Pazartesi
Kuru Domatesli Cevizli Çörek
Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. "Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı
"Olur" demiş çekine çekine.
Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
"Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş... Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.
Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?" Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.
"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.
Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış.
Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler.. "
Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: "Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.
Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.
"Asıl ders bu değil!" dedi baba.
Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.
"Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde de bir tat yok " Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı.
"İçmek istersin herhalde" dedi.
Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
"Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi... Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar."
Kahve taneleri gibi olabileceğiniz bir yaşam geçirmeniz dileğiyle…
Yaza geçerken evdeki kuruları bitirmek adına bloglardan değişik tarifler ararken hayranı olduğum sevgili hünerli bayanlar sitesinde kuru domatesli poğaça tarifini görünce hemen denedim ve ceviz ve kuru domates aşıklısı biri olarak çok beğendim. Tarif için çok teşekkür ederim arkadaşıma.
Yolu sevgiden geçen bir hafta dileğiyle.
Malzemeler
- 250 gr. yumuşak margarin
- 1 su bardağı yoğurt
- 1/2 su bardağı fındık yağı
- 1 adet yumurta akı (sarısı üzerine)
- 1 çay kaşığı tuz
- 5 - 5,5 su bardağı un
- 1 adet kabartma tozu
- 1 tatlı kaşığı mahlep (ben kullanmadım)
- Bir tutam sevgi
- 20 - 25 adet kuru domates
- 1 çay bardağı İri kırılmış ceviz
- 2- 3 diş sarımsak (ben koymadım)
- 2 - 3 yemek kaşığı fındık yağı
- Yumurta sarısı
- Susam ve çörek otu
- Kurutulmuş domateslerin üzerine sıcak su ekleyin ve en az yarım saat bekletin. Yumuşayınca küçük küçük doğrayın.
- Cevizleri, domatesleri, zeytinyağını bir kapta harmanlayın, bekletin.
- Yumuşak margarini ve zeytinyağını krema kıvamına gelene kadar çırpma teli ile karıştırın.
- Yoğurdu ve yumurta akını da ekleyin, çırpmaya devam edin.
- Elenmiş un ve kabartma tozunu yavaş yavaş ekleyerek yoğurun.
- Buzdolabında hamuru ( streçe sarın) yarım saat bekletin.
- Hamurdan istediğiniz büyüklükte bezeler koparın ve yuvarlayın. Ortasına domatesli karışımdan bir kaşık koyun ve büzerek kapatın. Yavaş hareketlerle delmeden yeniden yuvarlayın.
- Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
- Yumurta sarısını fırçayla sürün . Üzerine susam ve çörek otu serpin.
- Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
- Afiyet olsun.
20 Mayıs 2013 Pazartesi
Masa Örtüleri ve Runner
Uzunca bir aradan sonra yeniden
Merhaba.
Bu süre zarfında beni merak edip,
arayan, soran tüm blog arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.Zaman bana yetmedi. Günlerce kızımın çeyizlerini yıkadım, ütüledim.
Çeyizleri çıkarınca kızım dantel ve nakışların çoğunu götürüp kullanmam anne hatıra diye bir kaç tanesini alayım, sen şimdi kullanılacak modern şeylerden yapar mısın deyince işte koşuşturma o zaman başladı. Dikiş konusunda o kadar bilgili olmadığım için beni bir heyecan sardı. Hemen Sayın Google baş vurdum. Gerçekten iyi ki bloglar var, neler öğrendim sayelerinde hepsinden Allah razı olsun diyorum. Laçin Tenel DikişModa ,Büşrayla , Noblesse ve daha bir çok blogdan çok yararlandım.
Kumaşları almak ve kesmemde yardımcı olan sevgili dostum Elifime, de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.
Kızım yaptıklarımı çok sevdi, onun mutluluğu bana yetti.
Daha sonra çeyizlerin kolilenmesi ve evden çıkış. İşte bunu anlatacak söz yok. Hüznün bol olduğu günlerdi. Elbette kuzum için çok seviniyorum ama eşyaların gitmesi bile bu kadar kalbimi acıtıyorsa düğünden sonra ki gün bakalım ne olacak.
Hayırlısı olsun, sağlıkla, sevginin ve huzurun olduğu bir evlilik olsun inşAllah diyorum.
Bu arada gözümden yeniden lazer olmam gerekti, bir müddette onunla uğraştım, çok şükür şimdi iyiyim.
Kıyafet ve kına teferruatlarını almak için İstanbul'a gidip geldik. Düğün yapmak için ne çok ayrıntı varmış meğerse.
Yaptıklarımdan bir kaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Günlerin hepimize güzellikler getirmesi dileğiyle,
Sevgiyle kalın.
15 Mart 2013 Cuma
Patatesli Bazlama
Kızımın
düğünü yaklaştıkça koşuşturmalar da artı. Günler bana yetmiyor ya da hızıma
yetişemiyor diyeyim. Bu ara da havaların da bir soğuk bir sıcak olması
nedeniyle hafif bir kırgınlığım var.Dün
üşüyorum diye sıcak su torbasını ayaklarımın altına koyduğum da torba
patladı ve ayaklarım yandı. Anında soğuk suyun altında tuttum ve elmayı rendeleyip
, yanan yerlerin üzerine koyup sürekli değiştirdik. Çok şükür daha iyiyim.Görünmez
kaza diye buna deniyor galiba. Ya da bir önceki yazımda paylaştığım kıssadan
hiç ders almadığım dan da (yaşamı
hızlıca yaşayıp ara sıra es vermek gerektiği) olabilir. Demek ki bir kaç gün
ara vermeliyim her şeye. Bir şeyleri ihmal ettim galiba dedim.
Bugünüme
şükür diyorum ve Cumanızın ve hafta sonunun çok güzel geçmesini diliyorum.
Patatesli
(Nilgüncüm yine patatesli.:)) bazlama tarifimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Malzemeler
- 1 su bardağı sıvıyağ
- 1,5 su bardağı ılık su
- 2 yumurta akı
- 6 su bardağı un
- 1 şeker kaşığı toz şeker
- 1,5 şeker kaşığı tuz
- 1 adet toz maya
- Bir tutam sevgi
İçine
- Haşlanmış patates
- Kırmızı biber
- Karabiber
- Tuz
- Üzerien
- Yumurta sarısı(Sadece fırında pişen için)
Yapılışı
- Sıvıyağı, suyu, yumurta aklarını hamur yoğurma kabında harmanlayın. Elenmiş un, maya tuz ve şekeri de ayrıca harmanlayın ve sıvı karışıma yavaş yavaş ekleyin, yoğurun.
- İçini hazırlamak için haşlanmış patates ve baharatları harmanlayın.
- Hamurdan bezeler alın yuvarlayın , ortasını açın ve arasına patatesli karışımdan ekleyin . Kapatın ve yeniden açın.Yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin. Mayalanması için bekletin.
- Üzerine yumurta sarısı sürün.
- Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
- Yarısını da teflon tavada pişirdim. Hiç yağ sürmeden iki tarafını da pişirdim.
- Afiyet olsun.
11 Mart 2013 Pazartesi
Peynirli poğaça
"Genç bir Yönetici, yeni Jaguar'ı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir tas çarptı.
Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu: Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu?" Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi. "Lütfen amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim,bilemedim. Taşı attım, çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı."
Çocuk, gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti. "Abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum." Çocuğun simdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu: "Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardim edebilir misiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır." Genç yönetici ne diyeceğini bilemez halde boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı.
Jaguar marka arabasına geri dönüsü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi. Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiç bir zaman tamir ettirmedi. Oradaki izi, su mesajı hiç unutmamak için sakladı: Hiç bir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin tas atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Tanrı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize tas fırlatmak zorunda kalır.
Fısıltıyı dinle veya taşı bekle."
Haftaya başlarken güzellikleri ya da bize sunulanları kaçırmadan yaşabilmek dileğiyle güzel bir hafta dilerken,
Peynirli pağaça tarifimi de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Malzemeler
- 1 su bardağı ılık süt
- 1 su bardağı ılık su
- 1 su bardağı sıvıyağ
- 1 yemek kaşığı toz şeker
- Tuz
- 1 adet toz maya
- 6- 6,5 su bardağı un
- Bir tutam sevgi
İçine
- Beyaz peynir
- Maydanoz
- 1 adet yumurta sarısı
- Susam
- Çörek otu
Yapılışı
- Ilık süt, su, sıvıyağı, maya,toz şeker ve tuzu kabın içine alın ve harmanlayın.
- Elenmiş unu ekleyin ve iyice yoğurun.
- En az yarım saat hamuru dinlendirin.
- Hamuru yeniden yoğurun, havası gitsin ve istediğiniz ebatta bezeler koparın.
- Yuvarlayın ve ortasına peynir, maydanoz karışımını koyun. Bir kenarı diğerinin üzerine bastırın. D şeklinde.
- Üzerine yumurta sarısı sürün ve susamla, çörek otu serpin.
- Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
- Afiyet olsun.
8 Mart 2013 Cuma
Dünya Kadınlar Günü
Bugün kadınlar günü. Ülkemde
kadına şiddetin bu kadar fazla olduğu, tecavüzlerin olağan sayıldığı bu
günlerde bu gün anlamsızlaşıyor. Her zaman olduğu gibi bir sürü konuşmalar
yapılacak, sözler verilecek ve seneye kadar yine, yeniden aynı olaylar yaşanacak.
Bence en önemli görev kadınlara
düşüyor. Erkek egemen bir toplumda erkeklerin bu işi sonlandıracağı hayalinden
bir an evvel vazgeçip, evde yetiştirdiğimiz çocuklardan başlayalım. Erkek
çocuğu olan anne çocukluğundan itibaren erkeksin ne istersen yaparsın, hep
beklemelisin felsefesinden vaz geçmeli, kız çocuğu olan anneler de onların daha
güçlü, daha özgüvenli olmasına çalışmalı. Kızını dövmeyen dizini döver diye
atasözü olan bir ülkede eğitimin bile dayakla olacağına inanan zihniyet neyi
düzeltebilir. Burada benim kastettiğim erkek gibi kadın, kadın gibi erkek
yetiştirmek öyle değil. Her iki kimlikte daha demokrat, daha saygılı, her yolun
sevgiden geçtiğini öğrenen insanlardan bahsediyorum. Lütfen çocuklarımızı
yetiştirirken daha özenli olalım ve artık şiddetin her türüne hayır diyelim.(Bu
hayvanlar için de geçerli) Böyle günlerin gelmesi ümidiyle kadınlar gününüz
kutlu olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














