10 Haziran 2013 Pazartesi

Kızım mezun oldu


Ülkem son günlerde inanılmaz şeyler yaşıyor, aklı havalarda ,telefon ve oyun bağımlısı dediğimiz gençler hayatı es geçmemişler ve yetkililerden, bizlerden neler istediklerini zeka dolu mizah sözleriyle dile getiriyorlar.  Bunu asla siyasetçilerin etkisinde yapmıyorlar,tek amaçları var, bize kulak verin , biz siyaset değil, savaş değil sadece barışmak ve bir olmak istiyoruz diyorlar. En önemlisi de yolları sadece sevgiden geçiyor. Dilerim yetkililer de muhalefet de bunlara kulak verirler. Güzel ülkem artık sorunlara doydu, hiç kimse üzülüp incinmesin, kırılmasın. Başka ülkemiz yok ve biz ülkemizi çok seviyoruz.

Bu yaşanan olaylar arasında küçük kızım çok şükür mezun oldu ve bugün itibariyle evine dönecek. Dilerim tüm arkadaşlarımın, dostlarımın çocukları da bu güzelliği, mutluluğu yaşasın.

Büyük kızımın düğünü bu ayın sonunda kısmetse olacak, düğünden sonra görüşmek dileğiyle, hepinize sevgi ve selamlar.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Kuru Domatesli Cevizli Çörek


Bir baba evlenmek üzere olan oğluna tavsiyelerde bulunuyormuş. "Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum" demiş. Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı
"Olur" demiş çekine çekine. 
Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış.
"Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana" demiş oğluna.
Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş... Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu.
Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş.
Sonra oğluna dönüp sormuş: "Ne görüyorsun?" Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış.
"Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış.
Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış.
Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler.. "
Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: "Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.
Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu.
"Asıl ders bu değil!" dedi baba.
Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi.
"Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak... İkisinde de bir tat yok " Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı.
"İçmek istersin herhalde" dedi.
Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü.
"Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi... Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar."
Kahve taneleri gibi olabileceğiniz bir yaşam geçirmeniz dileğiyle…


Yaza geçerken evdeki kuruları bitirmek adına bloglardan değişik tarifler ararken hayranı olduğum sevgili hünerli bayanlar sitesinde kuru domatesli poğaça tarifini görünce hemen denedim ve ceviz ve kuru domates aşıklısı biri olarak çok beğendim. Tarif için çok teşekkür ederim arkadaşıma.

Yolu sevgiden geçen bir hafta dileğiyle.

Malzemeler
  • 250 gr. yumuşak margarin
  • 1 su bardağı yoğurt
  • 1/2 su bardağı fındık yağı
  • 1 adet yumurta akı  (sarısı üzerine)
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 5 - 5,5 su bardağı un
  • 1 adet kabartma tozu
  • 1 tatlı kaşığı mahlep (ben kullanmadım)
  • Bir tutam sevgi
İç Harcı
  • 20 - 25 adet kuru domates
  • 1 çay bardağı İri kırılmış ceviz
  • 2- 3 diş sarımsak (ben koymadım)
  • 2 - 3 yemek kaşığı fındık yağı
Üzerine
  • Yumurta sarısı
  • Susam ve çörek otu
Yapılışı
  • Kurutulmuş domateslerin üzerine sıcak su ekleyin ve en az yarım saat bekletin. Yumuşayınca küçük küçük doğrayın.
  • Cevizleri, domatesleri, zeytinyağını bir kapta harmanlayın, bekletin.
  • Yumuşak margarini ve zeytinyağını krema kıvamına gelene kadar çırpma teli ile karıştırın.
  • Yoğurdu ve yumurta akını da ekleyin, çırpmaya devam edin.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu yavaş yavaş ekleyerek yoğurun.
  • Buzdolabında hamuru ( streçe sarın) yarım saat bekletin.
  • Hamurdan istediğiniz büyüklükte bezeler koparın ve yuvarlayın. Ortasına domatesli karışımdan bir kaşık koyun ve büzerek kapatın. Yavaş hareketlerle delmeden yeniden yuvarlayın.
  • Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  • Yumurta sarısını fırçayla sürün . Üzerine susam ve çörek otu serpin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.




20 Mayıs 2013 Pazartesi

Masa Örtüleri ve Runner

 
Uzunca bir aradan sonra yeniden Merhaba.
Bu süre zarfında beni merak edip, arayan, soran tüm blog arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.
Zaman bana yetmedi. Günlerce kızımın çeyizlerini yıkadım, ütüledim.
 Çeyizleri çıkarınca kızım dantel ve nakışların çoğunu götürüp kullanmam anne hatıra diye bir kaç tanesini alayım, sen şimdi kullanılacak modern şeylerden yapar mısın deyince işte koşuşturma o zaman başladı. Dikiş konusunda o kadar bilgili olmadığım için beni bir heyecan sardı. Hemen Sayın Google baş vurdum. Gerçekten iyi ki bloglar var, neler öğrendim sayelerinde hepsinden Allah razı olsun diyorum. Laçin Tenel DikişModa ,Büşrayla , Noblesse ve daha bir çok blogdan çok yararlandım.
Kumaşları almak ve kesmemde yardımcı olan sevgili dostum Elifime,  de buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.
Kızım yaptıklarımı çok sevdi, onun mutluluğu bana yetti.
Daha sonra çeyizlerin kolilenmesi ve evden çıkış. İşte bunu anlatacak söz yok. Hüznün bol olduğu günlerdi. Elbette kuzum için çok seviniyorum ama eşyaların gitmesi bile bu kadar kalbimi acıtıyorsa düğünden sonra ki gün bakalım ne olacak.
Hayırlısı olsun, sağlıkla, sevginin ve huzurun olduğu bir evlilik olsun inşAllah diyorum.
Bu arada gözümden yeniden lazer olmam gerekti, bir müddette onunla uğraştım, çok şükür şimdi iyiyim.
Kıyafet ve kına teferruatlarını almak için İstanbul'a gidip geldik. Düğün yapmak için ne çok ayrıntı varmış meğerse.
Yaptıklarımdan bir kaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Günlerin hepimize güzellikler getirmesi dileğiyle,
Sevgiyle kalın.

15 Mart 2013 Cuma

Patatesli Bazlama

Kızımın düğünü  yaklaştıkça koşuşturmalar da  artı. Günler bana yetmiyor ya da hızıma yetişemiyor diyeyim. Bu ara da havaların da bir soğuk bir sıcak olması nedeniyle hafif bir kırgınlığım var.Dün  üşüyorum diye sıcak su torbasını ayaklarımın altına koyduğum da torba patladı ve ayaklarım yandı. Anında soğuk suyun altında tuttum ve elmayı rendeleyip , yanan yerlerin üzerine koyup sürekli değiştirdik. Çok şükür daha iyiyim.Görünmez kaza diye buna deniyor galiba. Ya da bir önceki yazımda paylaştığım kıssadan hiç ders  almadığım dan da (yaşamı hızlıca yaşayıp ara sıra es vermek gerektiği) olabilir. Demek ki bir kaç gün ara vermeliyim her şeye. Bir şeyleri ihmal ettim galiba dedim.
Bugünüme şükür diyorum ve Cumanızın ve hafta sonunun çok güzel geçmesini diliyorum.

Patatesli (Nilgüncüm yine patatesli.:)) bazlama tarifimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1,5 su bardağı ılık su
  • 2 yumurta akı
  • 6 su bardağı un
  • 1 şeker kaşığı toz şeker
  • 1,5 şeker kaşığı tuz
  • 1 adet toz maya
  • Bir tutam sevgi
İçine
  • Haşlanmış patates
  • Kırmızı biber
  • Karabiber
  • Tuz
  • Üzerien
  • Yumurta sarısı(Sadece fırında pişen için)
Yapılışı
  • Sıvıyağı, suyu, yumurta aklarını hamur yoğurma kabında harmanlayın. Elenmiş un, maya tuz ve şekeri de ayrıca harmanlayın ve sıvı karışıma yavaş yavaş ekleyin, yoğurun.
  • İçini hazırlamak için haşlanmış patates ve baharatları harmanlayın.
  • Hamurdan bezeler alın  yuvarlayın , ortasını açın ve arasına patatesli karışımdan ekleyin . Kapatın ve yeniden açın.Yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizin. Mayalanması için bekletin.
  • Üzerine yumurta sarısı sürün.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Yarısını da teflon tavada pişirdim. Hiç yağ sürmeden iki tarafını da pişirdim.
  • Afiyet olsun.

11 Mart 2013 Pazartesi

Peynirli poğaça



"Genç bir Yönetici, yeni Jaguar'ı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir tas çarptı.

Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti. Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de bağırıyordu: Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu?" Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi. "Lütfen amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama başka ne yapabilirdim,bilemedim. Taşı attım, çünkü işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı."

Çocuk, gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park etmiş bir aracın arkasına işaret etti. "Abim orada. Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden düştü ve ben onu kaldıramıyorum." Çocuğun simdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu: "Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardim edebilir misiniz? Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır." Genç yönetici ne diyeceğini bilemez halde boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp, çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı. Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı.

Jaguar marka arabasına geri dönüsü yavaş yavaş oldu ve yol ona çok uzun geldi. Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiç bir zaman tamir ettirmedi. Oradaki izi, su mesajı hiç unutmamak için sakladı: Hiç bir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve dikkatini çekmek için birilerinin tas atmasına mecbur kalacağı kadar hızlı geçme. Tanrı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur. Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize tas fırlatmak zorunda kalır.

Fısıltıyı dinle veya taşı bekle."

Haftaya başlarken güzellikleri ya da bize sunulanları kaçırmadan yaşabilmek dileğiyle güzel bir hafta dilerken,
Peynirli pağaça tarifimi  de sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 1 su bardağı ılık su
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • Tuz
  • 1 adet toz maya
  • 6- 6,5 su bardağı un
  • Bir tutam sevgi

İçine
  • Beyaz peynir
  • Maydanoz
Üzerine
  • 1 adet yumurta sarısı
  • Susam
  • Çörek otu

Yapılışı
  • Ilık süt, su, sıvıyağı, maya,toz şeker ve tuzu kabın içine alın ve harmanlayın.
  • Elenmiş unu ekleyin ve iyice yoğurun.
  • En az yarım saat hamuru dinlendirin.
  • Hamuru yeniden yoğurun, havası gitsin ve istediğiniz ebatta bezeler koparın.
  • Yuvarlayın ve ortasına peynir, maydanoz karışımını koyun. Bir kenarı diğerinin üzerine bastırın. D şeklinde.
  • Üzerine yumurta sarısı sürün ve susamla, çörek otu serpin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

8 Mart 2013 Cuma

Dünya Kadınlar Günü


Bugün kadınlar günü. Ülkemde kadına şiddetin bu kadar fazla olduğu, tecavüzlerin olağan sayıldığı bu günlerde bu gün anlamsızlaşıyor. Her zaman olduğu gibi bir sürü konuşmalar yapılacak, sözler verilecek ve seneye kadar yine, yeniden aynı olaylar yaşanacak.
Bence en önemli görev kadınlara düşüyor. Erkek egemen bir toplumda erkeklerin bu işi sonlandıracağı hayalinden bir an evvel vazgeçip, evde yetiştirdiğimiz çocuklardan başlayalım. Erkek çocuğu olan anne çocukluğundan itibaren erkeksin ne istersen yaparsın, hep beklemelisin felsefesinden vaz geçmeli, kız çocuğu olan anneler de onların daha güçlü, daha özgüvenli olmasına çalışmalı. Kızını dövmeyen dizini döver diye atasözü olan bir ülkede eğitimin bile dayakla olacağına inanan zihniyet neyi düzeltebilir. Burada benim kastettiğim erkek gibi kadın, kadın gibi erkek yetiştirmek öyle değil. Her iki kimlikte daha demokrat, daha saygılı, her yolun sevgiden geçtiğini öğrenen insanlardan bahsediyorum. Lütfen çocuklarımızı yetiştirirken daha özenli olalım ve artık şiddetin her türüne hayır diyelim.(Bu hayvanlar için de geçerli) Böyle günlerin gelmesi ümidiyle kadınlar gününüz kutlu olsun.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Bezelyeli patates


Ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;
Sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...
Güneşin doğusunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını...
Karda yağmurda sevincine, coşkusuna;
Fırtınada boranda öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi,
Mutlu etmeden mutlu Olmayı beklememeli!
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;
Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için,
Hiç çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin;
Ağlamayı bilmiyorsan, neşesizdir kahkahaların;
Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...
Ne herkesi düşünmekten kendini, ne kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!
Bilmeli çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları,aynı bahanelerle tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!
Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin;
Zaman bulabilsin;
Bir teşekkür, bir elveda için...
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer;
Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;
Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...
Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı...!
Can Dündar

Yeni bir haftaya başlarken yazıdaki gibi yaşayabilmeyi ve güzel bir hafta geçirmeyi diliyorum.
Kolay ve lezzetli bir tarifi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler

  • Patates (haşlanmış)
  • 1 adet yumurta
  • 2 - 3 yemek kaşığı un
  • Tuz
  • Karabiber
  • 1 çay bardağı su
  • Bir tutam sevgi
İçine
  • Bezelyeli garnitür (konserve)
Üzerine
  • Kaşar rendesi
Yapılışı
  • Haşlanmış patatesi ezin. İçine yumurta, un, tuz ve karabiberi ekleyin ve yoğurun.
  • İstediğiniz büyüklükte alın ve yuvarlayın.Ortasını en altını delmeyecek şekilde boşaltın.
  • İçine bezelyeli garnitürü koyun.
  • Yağlanmış tepsiye dizin.
  • Suyu da ekleyin ve pişirin. İndirmeye yakın rendelenmiş kaşarı her birinin üzerine serpin ve kaşar eriyene kadar pişirin.
  • Afiyet olsun.

15 Şubat 2013 Cuma

Muhammara

Kızımla tatilimizin son günlerine geldik. Dört yıldır yaptığımız en uzun tatildi. Günler hızla geçti ve gitme vaktine iki gün kaldı. Ne diyelim hayırlısıyla gidip gelmesi nasip olsun .Bu sene son sınıf olduğu için kuzum gelince iş sıkıntısını taşımaya başlamış. Okulunun son günlerinin keyfini yaşa şimdilik bunları düşünme dedik eşimle beraber ama pek başarılı olamadık galiba.
Tatili boyunca tarifini sevgili Nurlu mutfakta' n aldığım muhammaranın hayranı oldu ve kahvaltılarda başka bir şey yemedi diyebilirim. Arkadaşıma çok teşekkür ediyorum. Yalnız benim tarifimde onun zevkine göre bazı tatları (limon,sarımsak, nar ekşisi) çıkardık. Orijinal tarifi arkadaşımın blogundan bakarsanız onu daha da çok sevebilirsiniz.
Bu güzel tarifi paylaşırken ,sizlere hayırlı Cumalar ve  güzel hafta sonu diliyorum.


 Malzemeler
  • 1adet büyük kase kurutulmuş biber(suda ıslatılmış)
  • 1 kahve fincanı kırmızı pulbiber
  • 1 paket etimek(rondodan geçirilmiş)
  • 1 kase tahin
  • 1,5 kase ince çekilmiş ceviz
  • 3 çay kaşığı tuz
  • 3 çay kaşığı kimyon
  • 1,5 çay bardağı zeytin yağı
  • 1 çay bardağı su
  • Bir tutam sevgi

Yapılışı
  • Kurutulmuş kırmızıbiberi bir gece önceden suda bekletin. Ertesi gün iyice suyunu sıkın ve rondodan geçirin.
  • Cevizi, etimeği de rondodan geçirin.
  • Kırmızı pulbiberi suda bekletin.
  • Karıştırma kabına alın ve baharatları,zeytinyağını da ekleyin hepsini harmanlayın.
  • Tekrar rondodan geçirin.Muhammaranın kıvamı koyu olursa  zeytin yağı  ekleyin.
  • Bu karışımı ağzı sıkı kapalı bir kapta unca bekletebilirsiniz. Hava aldığında çok çabuk bozuluyor. Buna dikkat edin.
  • Afiyet olsun. 

11 Şubat 2013 Pazartesi

Sirkeli tuzlu kurabiye

Bir zamanlar bitişik çiftliklerde yaşayan iki erkek kardeş varmış ve bunlar bir gün anlaşmazlığa düşmüş. Bu, makinelerden emek gücüne ve mala kadar her şeyi hiç aksatmadan paylaşan yan yana iki çiftliğin 40 yıldan bu yana ilk ciddi ayrılmalarıymış. Böylece, o uzun yıllar süren işbirliği de parçalanmış. Önceleri küçük bir yanlış anlama ile başlayan anlaşmazlık giderek büyük bir uçuruma dönüşmüş ve en sonunda da yerini, karşılıklı sarf edilen nahoş sözcüklerin ardından, haftalar süren sessizliğe bırakmış. Bir sabah John'un kapısı çalınmış. Kapıyı açınca karşısında elinde marangoz çantasıyla duran bir adam görmüş.
"Ben birkaç günlük bir iş arıyorum " demiş adam. Belki bana verecek ufak tefek bazı işleriniz vardır. Acaba size yardımcı olabilir miyim?"
"Evet," demiş büyük kardeş. "Sana göre bir işim var. şu derenin karşısındaki çiftlige bir bak. Oradaki benim komşum, daha doğrusu orada oturan benim erkek kardeşim. Geçen hafta aramızda bir otlak vardı, ama o buldozeriyle ırmak bendi yaptı ve şimdi aramızda bir dere var. Bunu bana acı vermek için yapmış olabilir, ama şimdi ben ondan daha iyisini yapacağım. Ahırın yanında yatan şu kütükleri görüyor musun? Senden bana bir çit yapmanı - 2,5 metrelik bir çit yapmanı istiyorum - ki onun yerini bir daha görmek zorunda kalmayayım. Ne yaparsan yap, şunu hallet."

Marangoz "Sanırım durumu anladım. Bana çivilerin ve çukur açıcının yerini göster ki beğenebileceğin bir iş çıkarayım." demiş. Büyük kardeşin öteberi almak için kasabaya gitmesi gerekiyormuş; bu yüzden marangozun malzemelerini hazırlamasına yardım ettikten sonra akşam dönmek üzere ayrılmış. Marangoz bütün gün boyunca ölçerek, keserek, çivileyerek sıkı bir şekilde çalışmış. Güneşin batmasına yakın çiftçi geri döndüğünde marangoz da işini ancak bitirebilmiş. Çiftçinin gözleri fal taşı gibi açılıp ağzı açık kalmış. Ortada çit falan yokmuş. Derenin bir yakasından öbür yakasına uzanan bir köprü varmış! Korkulukları ve diğer ayrıntılarıyla tam bir usta işi köprü, ve köprüye doğru, kollarını iki yanına açmış bir halde ilerleyen komşusu, yani, küçük kardeşi varmış.

"Onca yaptığıma ve söylediğim sözlere karşın yine de bu köprüyü yaparak nasıl iyi bir insan olduğunu gösterdin" demiş kardeşi. İki kardeş köprünün karşılıklı iki ucunda duruyorlarmış ve daha sonra köprünün ortasında kucaklaşmışlar. Geri döndüklerinde alet çantasını sırtlamakta olan marangozu görmüşler.

"Dur, bekle! Birkaç gün daha kal. Sana vermek istediğim bir sürü proje daha var," demiş büyük kardeş. "Kalmak isterdim," demiş marangoz, "ama daha yapmam gereken bir sürü köprü var."

Tüm dostlukların hiç bitmemesi dileğiyle, güzel bir hafta diliyorum.
Sirkeli tuzlu kurabiye tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 100 gr. margarin
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1/2 çay bardağı sirke
  • 5 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 yumurta (sarısını ayırın)
  • 1 adet kabartma tozu
  • Alabildiğince un
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Margarini, sıvıyağı, sirkeyi, toz şekeri, tuzu, yumurta akını  yoğurma kabında iyice yoğurun.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu ekleyin, yoğurun.
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparın.Uzun şeritler yapın ve ortasından tutarak çevirin. Ya da  istediğiniz şekiller verin.
  • Üzerine yumurta sarısı sürün.Çörekotu ya da susam serpin.
  • Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

6 Şubat 2013 Çarşamba

Şapka ve battaniye modeli


Tatili geçirmek üzere İstanbul'dan misafirlerimiz geldi ve  tüm aile tatlı bir koşuşturma yaşıyoruz. 
Sayelerinde tüm akrabalar sık sık bir araya gelip eski günleri yad edip, bol bol anılarda gezindik.
Konuk ağırlamanın en güzel yanı tüm sevdiklerinle beraber olup, sevgiye doymak.

Kızım tatile gelince , şapka sevdalısı olarak bol bol şapka ördürttü. Bunlardan iki tanesini ve ördüğüm battaniyeyi sizlerle paylaşmak istedim.
Tüm güzelliklerin sizleri bulması dileğiyle,
Sevgiyle kalın.