6 Şubat 2011 Pazar

Yüksek dozda "FRUKTOZLU MISIR ŞURUBU" denilen illet


Sevgili Yılmaz ÖZDİL’in "GDO’lu diyet tarifleri "yazısından oldukça etkilenmiştim. 
Sevgili hobibox’un yapmış olduğu çalışmayı da okuyunca, kendisinden izin alarak bu çalışmayı sizlerle paylaşma gereğini hissettim.Arkadaşıma bu çalışmasından dolayı teşekkür ederim.

Son yıllarda ki, gıda katkı maddeleri sağlıkta ve sağılığımızda yeterince boy gösteriyor. Yıllardır okurum, bakarım, ama ne yazık ki bilinçli tüketici, bilinçli anne, ve bilinçli vatandaşın (ki bunların sayısı parmakla gösterilecek kadar az ve gittikçe azalmakta) bu kişilerin dışında bu işe ses çıkarmamak, hasır altı etmek, onay vermek, denetlememek bazı siyasilerin, ve bu işten rant sağlayan firmaların birbirleiryle paslaşması sonucu özellikle Mısır şurubu" denilen yüksek dozda ki fruktoz maddesinin zararlarını ayyuka çıkarmıştır. Bugün sokağa çıksanız nedir bu "mısır şurubu" diye sorsanız kaç kişi cevap verir, yada nasıl tanımlar. Çocuklarımızın ve bizlerin geleceği sağlığı ile oynamaya kimin ne hakkı var bu kadar?

Bir çok Avrupa ülkesinde yasaklanan veya sınırılı bir kota verilen bu maddeye, ülkemizde bırakın yasaklanmasını, denetlenmesini bilakis kota yükseltilmesi var, dün gece siyaset meydanında dinledim, daha önce de bir haberde okumuştum,Ülkemizde 2001’de çıkartılan şeker yasası ile mısır şurubu üretim kotası yüzde 10 olarak belirlendi, fakat sonra yüzde 15’e yükseltildi. Halbuki bu kota ABD’de yüzde 2, Almanya’da binde 8.9, Fransa da ise binde 4.9! Bu nasıl bir sorumsuzluk ve aymazlıktır, hangi gerekçe veya nedenler sağlımızla oynama hakkını verir. Önce çiftçiye dur "şeker pancarı ekme" diyeceksin, sonra "mısırı ekme" diyeceksin, sonra şeker için dışardan "mısır" ithal ediceksin, hani bildiğimiz "sakaroz" yani çay şekeri denilen, şeker pancarından yapılan "neyaz şeker" olsa amenna, ama yediğimizin içitiğimizn içinde ki şeker ne yazık ki, yapay "yüksek fruktozlu mısır şurubu" hadi bunuda geçtim, bellir bir kotası olur tamam, hem onu tavan yapıcaksın, hemde bu mısırları "genetiği değiştirilmiş mısırlar" dan alıcaksın...oh ne ala...

Özellikle çocuklarımıza cazip gelen hazır yiyecekler, ve bu cazbeye kapılan anneler biraz daha dikkatli olmalı, sürekli al benisi olan, rengarenk şeker, kurabiye, pasta, cicili bicili hamurlar, çerezler, colalar, gazozlar, kekler derken her an her iki kişiden biri kanser hastalığı potansiyeli bireyler yetişiyor.  Hani mümkünü olsa "Ali babanın çiftliği" misali her şeyimi kendim yetiştirip ekip biçicem, biraz para olsa, gözüm ne yatta ne katta, sadece sağlık ve huzurlu bir hayatta....

Bu "mısır şurubunu" bir çok yerde okudum araştırdım, çoğu teknik terim ve tıbbi, zirai dilden anlatılmış, sizlere onların da linklerini vericem ama ben daha yalın bir halde, herkesin anlayabileceği şekilde özetlemek istiyorum, bu yüzden bir kaç yerden derleme yaptım.

Mısır şurubunun ağası olan, "fruktoz" meyvelerde bulunan doğal bir şekerdir, ama burda bahsedilen ise, nişasta bazlı ürünlerden yapay olarak elde edilen furktozdur, yani, zaten doğanın bize bahşettiği fruktoza ve glikoza kimsenin lafı yok, ama bunları yapaylaştırarak üretilmesine, üretim aşamasında ki metodlara lafımız çok. Bildiğimiz sükroz yani "beyaz çay şekeri" yani şeker pancarından elde edilen şeker, işte bu fruktoz ve glikozun çeşitlli enzimlerden sonra parçalanmasından meydana geliyor. Buraya kadar tamam, ama sonrasına bakalım;

"mısır nişastasının önce glikoza, sonra da bu glikozun yüksek oranlı fruktoza dönüştürülmesiyle oluşturulan kimyasal şeker. bu işlem sırasında 3 farklı enzim kullanılarak nişastanın parçalanması gereklidir. Birinici aşamada nişastadan küçük şeker zincirleri  elde ediliyor. ikinci aşamada, şeker zincirlerini daha küçük parçalara bölerek glikoz elde edilmesini sağlıyor. Bu enzim aspergillus adlı mantar tarafından üretiliyor. Üçüncü aşamada kullanılan enzim ile fruktoz ve glikoz % 50-50 yarı yarıya içeren bir karışıma dönüştürüyor. Bunlardan sonra karışım iki aşamadan daha geçirilerek içinde %42, %55 veya %90 oranında fruktoz barındıran “yüksek fruktozlu mısır şurubu” (hfcs) üretiliyor."

İşte bu "malum şurup" diğer şekerden daha ucuza mal olduğu için, taşınması, yapımı daha kolay olduğu için üreticierin baş tacı, Fatih Altaylı nın yazısında da okursanız, Türkiyede 4 büyük bu işi yapan firma var, bunlardan biri Cargyll firması ki şimdi ortağı Ülker. 

Şimdi işin daha vahim kısmı geliyor, bunu Yiğit Bulut köşesine de taşımış, şu anda iddia deniliyor ve araştırılıyor ama benim canım memleketim de paraya açılan her kapı mübahtır, yani bu "mısır nişastasının" çeşitli enzimlerden sonra şurup olabilmesi için bir takım reaksiyonlardan geçmesi gerekiyor, bunun içinde "domuz kemiği" kullanılıyor. Bunun için size bir başka uzmandan bir paragraf paylaşmak stiyorum;

"Bu tatlandırıcı maddelerin yapımında kullanılan mısır ve benzeri nışastaların en önemli problemi genetik yapısı değiştirilmiş ürünlerden üretilmiş olma ihtimalinin büyük olması ve üretim esnasında saflaştırma safhasında kullanılan aktif karbonun kökenidir. Aktif karbonun hayvan kökenli olması, haram hayvanların kemiklerinden yapılmasını gündeme getirir."

İşte böyle sevgili anneler, anne adayları ve hanımlar, çocukların istedklerini yapmak adına, onları mutlu etmek adına neleri yedirdiğimizi düşünmek lazım, özellikle buradan pasta ve kurabiyecilere soruyorum, bir çok malzeme ve tariflerine baktığımda "mısır şurubu" geçiyor, acaba bunun için başka bir yol yokmu, bir muadili yokmu, varsa bilgilendirirseniz seviniriz. 

Bu arada biz yetişkinlere ne demeli, bu şurubun nasıl şişmanlattığını, çocuklarımız dan nasıl obezite potansiyeli yarattğına bir bakalım;

Yüksek fruktozlu mısır şurubu (HFSC) birçok içeceğin şeker içeriğini karşılarken, ketçap, salata sosları ve bazı tür ekmekleri tadlandırmaya kadar birçok yiyecekte kullanılır. Bununla beraber vücutta sindirim sistemindeki açlığı kontrol eden hormonlara çelme takıp bozulmalarına neden olur.

Sonuç: Dolu ve tok bir mideye sahip olduğunuzu beyine iletmesi gereken hormonlar düzgün işlemez böylece daha fazla açlık duyarsınız. Bugünden itibaren yiyeceklerdeki besin değerleri etiketlerini daha dikkatlice okuyun ve tükettiğiniz mısır şurubu miktarını azaltarak daha sağlıklı olun.

Sindirim sisteminizdeki iki temel hormon sayesinde açlığınızı ve iştahınızı kontrol edersiniz.

Grelin hormonu midede saklanır ve iştahınızı arttırır. Mideniz boşaldığınızda grelini dışarıya salgılar ve yiyecek ihtyacı duyduğunuzu beyine iletir.

Leptin ise beyninize midenizin dolu olduğunu söyleyen hormondur. Yüksek fruktozlu mısır şurubu leptin hormonunu saklar ve beyninize tok olduğunuz mesajının iletilmemesine sebebiyet verir.

Aynı şurup konu greline gelince kesinlikle çalışmasını engellemez ve midenizde yeteri kadar yiyecek bulunsa bile beyninize devamlı aç olduğunuz mesajının iletilmesini sağlar.
Yüksek fruktozlu mısır şurubu tüketiminin yaygınlaşması, belki de yaygınlaşma olan obezite sorunun fizyolojik nedeni olabilir.
Birçok üretici, ürünlerindeki yağ miktarını azaltıp bunu özellikle belirtirken, arttırmakta oldukları mısır şurubu oranından bahsetmemektedir.

Sizlere şimdilik aktaracaklarım bu kadar, Lütfen bu yazıyı iyice okuyun, okutturun. Çocuklarımızın ve bizden sonraki nesilleri "emanet oylarla getirdiğimiz siyasi iktidarların" ihtiraslarına kurban edilmesine göz yummayalım.

Özellike bu yazıyı okuyun, ve Fatih Altaylıya bir arı üreticisinden gelen maili okuyun.

4 Şubat 2011 Cuma

Çikolatalı sable bisküvi


Genç bir annenin ölümü nedeniyle nasıl geçtiği anlaşılmayan bir haftanın sonuna geldik. Hepimize bu ani ölüm, yaşamın ne kadar kısa olduğunu, yaşam kadar ölümünde gerçek olduğunu gösterirken dilerim hepimize dersler çıkarmasına neden olmuştur.Hırslarımızı frenlemeyi, nefsimizi terbiye etmeyi, şükür etmeyi, güzellikleri görmeyi ve özellikle bardağın dolu tarafını görmeyi sağlamasını diliyorum.

Sevgili  umutluhayat blogunda  sable bisküvisini gördüğümde o kadar beğendim ki, aynı gün yaptım. Ailece çok beğendik. Küçük kuzum bayıldı. Geldiğinde Kastamonu’ya götürülmek için yapıldı. Her tadan çok beğendi. Arkadaşıma çok teşekkür ediyorum.
Bu tarifi  balpare tarafından gerçekleştirilen  "sevgiliye,sevdiceğe özel tarifler" etkinliğine ve ayrıca,pembedusbahcesi tarafından yapılan ''baştan çıkaran lezzetler'' etkinliğine gönderiyorum.
Arkadaşlarıma kolaylıklar dilerim.

Malzemeler
  • 1 paket yumuşak margarin
  • 3 yumurta sarısı ve beyazı ayrılacak
  • 2 yemek kaşığı  Sinangil fındık unu                                       
  • 1 adet kabartma tozu
  • 1 adet vanilya
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 4 su bardağı un
  • Bir tutam sevgi
Üzerine
  • 80 gr. Bitter çikolata
  • Ceviz ve antepfıstığı
Yapılışı
  • Yumuşak margarini, pudra şekeri ile iyice yoğurun.
  • Yumurta sarılarını, vanilyayı ilave edin ve yoğurun.
  • Elenmiş unu, fındık ununu  ve kabartma tozunu ilave edin iyice yoğurun.
  • Hamurdan bezeler açın ve kalıplarla kesin.
  • Üzerine çırpılmış yumurta aklarını sürün.(Parlamasını sağlıyor)
  • Yağlı kağıt konulmuş tepsiye dizin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Çikolatayı koyduğunuz kabı , su dolu bir kabın  (ben genellikle çaydanlığın üzerine oturtuyorum)üzerine oturtun ve( benmari usulü) erimesini sağlayın.
  • Hamurları önce çikolataya sonra da cevize ve Antep fıstığına batırın.
  • Afiyet olsun.

2 Şubat 2011 Çarşamba

Etimekli pırasalı börek


Ankara da kış başladığından beri karı beklemek ve geldiğini görmek çok güzel. Kötü tarafı arkasından meşhur  dondurucu soğuklarımızın başlaması.

Kuşlar için balkona koyduğum su kabında ki su anında donuyor, zavallı hayvanlar uğraşıp duruyorlar. Sürekli balkonda suyu kontrol edip, değiştirmekle uğraşıyorum. Ne kadar çabuk donduğuna inanamazsınız.

Bu havada sıcacık bir çayın yanına Sevgili Demet’imden öğrendiğim etimekli pırasalı börek harika gider. Ben iki yufkayla tarif verdim, sayıyı artırdıkça malzemeler i de çoğaltabiliriz.. Demet’çiğime de buradan bir kere daha çok teşekkür ediyorum, her buluştuğumuzda beni yeni tatlarla tanıştırdığı için

Malzemeler
  • 1 – 2 adet Pırasa
  • 50 gr.- 100 gr. kıyma
  • 1 adet havuç
  • Biber salçası(arzunuza bağılı domates salçası da olabilir)
  • Tuz
  • Karabiber
  • 1 su bardağı su
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 3 adet yumurta
  • 2 adet yufka
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Pırasayı küçük küçük doğrayın.
  • Havucu rendeleyin.
  • Sıvıyağda kıymayı kavurun.
  • Üzerine pırasayı ekleyin, karıştırın.
  • Havucu ekleyin, kavurun.
  • Salçayı ve baharatlarını ekleyip, kavurun.
  • Bir gün önceden yapıp bekletebilirsiniz.
  • Yumurtaları çırpın, su ve sıvıyağı ekleyin, çırpın.
  • Birinci yufkanın üzerine fırça yardımıyla her tarafına sürün.
  • İkinci yufkayı, birinci yufkanın üzerine serin ve sıvıyağlı karışımı her tarafına sürün.
  • Yufkayı 12’ ye bölün.
  • Üçgen kenarına pırasalı harçtan koyun.
  • Sigara böreği gibi sarın.
  • Etimeği rondodan geçirin.
  • Böreğin her tarafını önce sıvıyağlı sosa, daha sonra da etimeğe batırın.
  • Yağlı kâğıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Çikolatalı kek


"Bir zamanlar, her şeyden sürekli şikâyet eden; her gün hayatının ne kadar berbat olduğundan yakınan bir kız vardı. Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savaşmaktan, mücadele etmekten yorulmuştu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çıkıyordu karşısına.

Genç kızın bu yakınmaları karşısında, mesleği aşçılık olan babası ona bir hayat dersi vermeye niyetlendi. Bir gün onu mutfağa götürdü. Üç ayrı cezveyi suyla doldurdu ve ateşin üzerine koydu. Cezvelerdeki sular kaynamaya başlayınca, bir cezveye bir patates, diğerine bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu.

Daha sonra kızına tek kelime etmeden, beklemeye başladı. Kızı da hiçbir şey anlamadığı bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda karşılaşacağı şeyi görmeyi bekliyordu. Ama o kadar sabırsızdı ki, sızlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini sormaya başladı. Babası onun bu ısrarlı sorularına cevap vermedi.

Yirmi dakika sonra, adam, cezvelerin altındaki ateşi kapattı. Birinci cezveden patatesi çıkardı ve bir tabağa koydu. İkincisinden yumurtayı çıkardı, onu da bir tabağa koydu. Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana boşalttı.

Kızına dönerek sordu: Ne görüyorsun? Patates, yumurta ve kahve? Diye alaylı bir cevap verdi kızı.
Daha yakından bak bir de dedi baba, patatese dokun. Kız denileni yaptı ve patatesin yumuşamış olduğunu söyledi.
Aynı şekilde, yumurtayı da incele. Kız, kabuğunu soyduğu yumurtanın katılaştığını gördü.
En sonunda, kızının kahveden bir yudum almasını söyledi. Söylenileni yapan kızın yüzüne, kahvenin nefis tadıyla bir gülümseme yayıldı. Ama yine de bütün bunlardan bir şey anlamamıştı:

Bütün bunlar ne anlama geliyor baba?
Babası, patatesin de, yumurtanın da, kahve çekirdeklerinin de aynı sıkıntıyı yaşadıklarını, yani kaynar suyun içinde kaldıklarını anlattı. Ama her biri bu sıkıntı karşısında farklı tepkiler vermişlerdi.

Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun içine girince yumuşamış ve güçten düşmüştü.
Yumurta ise çok kırılgandı; dışındaki ince kabuğun içindeki sıvıyı koruyordu. Ama kaynar suda kalınca, yumurtanın içi sertleşmiş, katılaşmıştı.
Ancak, kahve çekirdekleri bambaşkaydı. Kaynar suyun içinde kalınca, kendileri değiştiği gibi suyu da değiştirmişlerdi ve ortaya tamamen yeni bir şey çıkmıştı.

Sen hangisisin? Diye sordu kızına. Bir sıkıntı kapını çaldığında nasıl tepki vereceksin?
Patates gibi yumuşayıp ezilecek misin?
Yumurta gibi, kalbini mi katılaştıracaksın?
Yoksa kahve çekirdekleri gibi, başına gelen her olayın duygularını olgunlaştırmasına ve hayatına ayrı bir tat katmasına izin mi vereceksin? "

Dilerim bizler ve çocuklarımız da  başımıza gelenlerle olgunlaşanlardan oluruz.

Haftaya tatlıyla başlamak istedim olsadayesek dan tarifini aldığım çikolatalı keki bizler çok sevdik. Arkadaşıma teşekkür ederim.


Malzemeler

  • 4 adet yumurta
  • 2 su bardağı toz şeker
  • ½ su bardağı sıvıyağ
  • 2 su bardağı süt
  • 3 yemek kaşığı kakao
  • 3 su bardağı un
  • 1 paket bitter çikolata
  • Şan fıstığı
  • Bir tutam sevgi

Yapılışı

  • Yumurtayı ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın.
  • Sütü ve yağı ekleyip çırpın.
  • Bir su bardağını ayıralım.
  • Elenmiş un, kabartma tozu, kakao ve fıstığı ekleyip, çırpın.
  • Yağlanmış un ya da şeker serpilmiş kek kalıbına(büyük olmalı )boşaltın.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Kürdanı tam ortasına batırın. Kürdan temiz çıkmışsa pişmiş demektir.
  • Kek pişerken, ayırdığınız sosu bir tavaya alın, yarım bardak süt ve bitter çikolatayı da ekleyin.
  • Çikolata eriyene kadar karıştırın, soğutun.
  • Kek fırından çıktıktan sonra sıcakken sosu üzerine gezdirelim.
  • Afiyet olsun.

26 Ocak 2011 Çarşamba

Krem şantili poğaça


SELAM VER

Yola çıkınca her sabah;
Bulutlara selam ver.
Taşlara, kuşlara,
Atlara, otlara,
İnsanlara selam ver.
Ne görürsen selam ver.
Sonra çıkarıp cebinden aynanı,
Bir selam da kendine ver.
Hatırın kalmasın el gün yanında
Bu dünyada sen de varsın!
Üleştir dostluğunu varlığa,
Bir kısmı seni de sarsın.”

Üstün Dökmen



Selamı bile birbirimize çok gördüğümüz bu yıllarda Üstün DÖKMEN ne güzel demiş. Allah’ın selamını birbirimize çok görmemek dileğiyle,çok seveceğinizi düşündüğüm bir tarifi vermek istiyorum
 Toz krem şantinin poğaçaya bu kadar yakışacağına yaptığınız da siz de çok şaşıracaksınız.
Arkadaşımla yapıp denediğim bu tadı tek başına ben buldum diyemesem de internette baktım hiç göremediğim için  Sevgili  hayattanazicik tarafından düzenlenen ben buldum etkinliğine göndermek istiyorum.

Arkadaşıma kolaylıklar dilerim.
 Malzemeler
  • 1 paket toz krem şanti
  • 1 paket  (250 gr.) becel zeytinyağlı (  250 gr.margarinle de  çok güzel oluyor)
  • 1 yemek kaşığı kuru maya
  • 2 adet yumurta (Birinin sarısını üzerine sürmek için ayırın)
  • 1 su bardağı süt
  • Tuz
  • Kabartma tozu
  • 5 – 6 su bardağı un
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Margarini, krem şantiyi , yumurtayı ilave edin yoğurun.
  • Sütü ve kuru mayayı ilave edin yoğurun.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu ilave edin yoğurun.
  • Hamurun üzerini kapatarak  dinlendirin.
  • Hamuru tekrar yoğurun.
  • Bezeler alarak, yuvarlayın ve bir ucu diğerinin üzerine kapatın. ( D şeklinde olsun.)
  • Üzerine yumurta sarısı sürün.
  • Biraz daha bekletin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

24 Ocak 2011 Pazartesi

Sosyete Mantısı


“Mutlu olmak için içinde bulunduğunuz andan daha iyi bir zaman olduğuna karar vermek için beklemekten vazgeçin.
Mutluluk bir varış değil, bir yolculuktur.
Pek çokları mutluluğu, insandan daha yüksekte ararlar, bazıları da daha alçakta. Oysa mutluluk insanın boyu hizasındadır.
Unutmayın yarın hiç kimseye vaat edilmemiştir.   Murathan MUNGAN”

Bu sözleri hayatımıza geçirebilsek ne kadar güzel olur.Dilerim mutluluğun ne kadar yakınımız da olduğunu  geç anlayanlardan olmayız.

“Sosyete Mantısı”nın tarifiyle sizleri baş başa bırakıyorum.

Malzemeler
  • 3 adet yufka
  • 200 gr. Kıyma
  • 1 adet soğan
  • ½ demet maydanoz
  • Tuz
  • Kürdan
  • Bir tutam sevgi
Üzerine
  • Yoğurt
  • Sarımsak( arzuya göre)
  • Salçalı sos
  • Sumak
  • Kırmız biber
  • Nane
Kızartmak için
  • Sıvı yağ
Yapılışı
  • Soğanları yemeklik doğrayın ve sıvıyağda kavurun.
  • Kıymayı ekleyin ve kavurun.
  • Tuzunu ve maydanozu ekleyin bir kere karıştırın ve altını kapatın.
  • Yufkayı masaya yayın ve dörde bölün.
  • Ucuna karışımdan yayın.
  • Sigara böreği gibi sarın.
  • Bir ucundan başlayarak kendi etrafında döndürün. Ucuna kürdan batırarak açılmasını engelleyin.
  • Hepsini bu şekilde yaptıktan sonra, sıvıyağda arkalı önlü kızartın.
  • Servis tabağına alın. Üzerine yoğurt dökün./arzunuza bağlı isterseniz sarımsak da ekleyebilirsiniz.)
  • Sıvıyağda salçayı kavurun biraz sıcak su ekleyerek seyrelmesini sağlayın.
  • Yoğurdu üzerine salçalı sos gezdirin ve baharatlarını ekleyin.
  • Afiyet olsun.

Mim

Bana gönderilen ödül ve mimin üzerinden epeyce geçtikten sonra ancak yayımladığım için sevgili arkadaşlarımdan öncelikle özür diliyor, sonra da nezaketlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum.

Sevgili snmzmutfak  ve sehvalozel tarafından verilen ödülüm 

Sevgili sehvalozel'in Mim soru ve cevaplarına gelince;


*Kaç yaşındasınız?
-1958  doğumluyum.




*İsminizin son harfi ne?
-L


                                                     





*En sevdiğiniz renk?
-Yeşilin her tonu

                                                                       




*Kilonuz kaç?
-55 kiloyum.





 


Boyunuz 
 1.50cm



*Ailenin kaçıncı çocuğusun?
*5 kardeşiz ve 1.çocuk benim


*Siz sarışın mı esmer misin?
 -Kumralım







*Sigara kullanıyor musunuz? 
-Hayır, hayatımda hiç içmedim  



*Alkolkullanıyor musunuz?
-Kullanmıyorum.
                                                   



*Çayı fincanda mı içersiniz bardaktamı?
-Kulplu ve büyük bardakta.

21 Ocak 2011 Cuma

Un Kurabiyesi


Sayılı beş gün bitti ve kuzum bugün yeniden Kastamonu yollarında. Hayırlısıyla gitsin. Allah hepimizin çocuklarını korusun ve sağlık versin.

En sevdiği tatlardan biri olan un kurabiyesinin tarifini vermek istiyorum.

Malzemeler
  • 1 paket yumuşak margarin
  • ½  çay bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 adet yumurta
  • 1 su bardağı nişasta
  • 2 yemek kaşığı sinangil  fındık unu
  • 3 su bardağı un
  • Fındık, ceviz
  • 1 adet kabartma tozu
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Margarini, sıvıyağı ve pudra şekerini iyice yoğurun.
  • Yumurtayı, fındık ununu ve nişastayı i ilave edin, yoğurun.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu yavaş yavaş ilave ederek yoğurun.
  • Ceviz veya fındığı ilave edin, yoğurun ve hamuru yarım saat dinlendirin.
  • Hamuru 5 parçaya ayırın.
  • Her bir bezeyi  uzun rulo şeklinde yapın.Elinizle hafifçe bastırın.
  • Üzerini çatalla çizin.
  • Verevine kesin.
  • Un serpilmiş ya da yağlı kâğıt serilmiş tepsiye dizin.
  • 20 dakikadan fazla olmayacak şekilde pişirin.
  • Afiyet olsun.

19 Ocak 2011 Çarşamba

İrmikli bal kabaklı tatlı


Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
“Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yasayanlar arasında ne fark vardır?”“Bakin göstereyim demiş” ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş “bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye birde şart koymuş.
“Peki” demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan. Bunun üzerine “şimdi” demiş ermiş, sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. Buyurun deyince, her biri uzun boylu kasığını çorbaya daldırıp, sonra karsısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan "işte" demiş ermiş,
“Kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır.
Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.

Ve sunuda unutmayın, gerçek pazarında alan değil, veren kazançtadır daima”

Kuzumun en sevdiği tatlardan olan kabağı sevgili Oktay Usta’ nın tarifiyle yaptım ve sizlerle paylaşmak istedim.

Malzemeler
  • 4 su bardağı süt
  • 7 yemek kaşığı toz şeker
  • 7 yemek kaşığı irmik
  • 1 paket vanilya
  • Bir tutam sevgi
Balkabaklı harç için
  • 1800 gr. Bal kabağı
  • 2,5 su bardağı toz şeker
  • 1 paket petibör
  • Ceviz
Üzeri için
  • Yeşil fıstık
  • Ceviz
  • Hindistan cevizi
Yapılışı
  • Bal kabaklarını kare şeklinde kesin. Tencereye yerleştirin.
  • Üzerlerine toz şeker serpin ve sulanmasını bekleyin, pişirin.
  • Piştikten sonra ezin, ceviz ve ufalanmış bisküvileri ekleyerek iyice yoğurun.
  • İrmikli pudingi yapmak için, sütü, toz şekeri, irmiği, vanilyayı sürekli karıştırarak göz göz olana kadar pişirin.
  • Kalıbın en altına irmikli pudingin yarısını üzerine de bal kabağını koyun.
  • Kalan pudingi ve bal kabağını da üst  üste yaydıktan sonra, buzdolabında dinlendirin.
  • Servis tabağına aldıktan sonra üzerine bolca ceviz ya da fıstıkla süsleyin.
  • Afiyet olsun.

16 Ocak 2011 Pazar

Paskalya


Yaşam devam ederken ani iniş ve çıkışlar meydana gelebiliyor. Kendi sıkıntıların olmasa da sevdiklerinin acısı sana aynı şekilde yansıyor.
Bazen sözlerin yetersiz geldiği sadece izlenebildiği yorum yapmanın bile zor olduğu anları yaşıyoruz ailece.
Buna rağmen güzel şeyler de yaşanıyor.
Kastamonu da okuyan kuzucuğum yarıyıl tatili için bugün Ankara’ya yanımıza gelecek inşallah.
Yarıyıl tatili kırk beş gün olmasına rağmen folklor yarışmalarından dolayı sadece beş gün yanımızda kalabilecek.
Bu kısa süreyi en güzel şekilde geçirmeye çalışacağım.

Kuzum geldiğinde beni bir telaş alıyor. Hangi sevdiğini yapsam da yedirsem diye. Sevdiği tatlardan biri olan paskalyayı yaptım ve sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 2 su bardağı süt
  • 1 çay bardağından 1 parmak eksik toz şeker
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 paket yaş maya
  • Zeytin
  • 6 su bardağı Un
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Süt, şeker, maya, sıvıyağ, tuzu bir kaba alın. Ocak üzerinde ılıtın. (Parmak yanmayacak şekilde)
  • Ununu ekleyip yoğurun. Kulak memesi kıvamında olacak.
  • Bezelere ayırın.
  • Bezeyi elinizle bastırın ve zeytinleri ortasına koyun. Elinizle yuvarlayarak zeytinlerin arasında kalmasını sağlayın.
  • Elinizle ince çubuklar yapın.
  • Tam ortasından tutun.
  • İki kat olsun. Kıvırın.
  • Bir ucundan tutun ve gül şeklinde dolayın.
  • Yağlanmış fırın tepsisine dizin.
  •  Mayalanana kadar bekletin.
  • Mayası geldikten sonra yumurta sarısını üzerine sürün.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.