11 Aralık 2012 Salı

Çıtır Hanım Kurabiyeleri

"Bir gün susmayı öğrendim. Öyle bir sustum ki belki sonsuza kadar susacaktım. Çünkü susmak benim küçücük dünyamda babamla kurduğum iletişim tarzıydı. Babam akşamları eve yorgun dönerdi.
Ben bütün gün evde sıkılır, onun gelişini iple çekerdim. Daha o kapıdan girer girmez boynuna atılır onunla oynamak isterdim. Babam sarılır, öper sonra da, hadi odana git, derdi. Yemek hazırlanınca annem çağırır bu defa masada bir araya gelirdik babamla. Onlar annemle konuşurken ben araya girer, sesimi duyuramayınca da bağırırdım. Babam sinirlenir, 'Bütün gün insanlara kafa patlatmaktan bunaldım, birde sen kafamı ütüleme!' derdi. Annem de 'Bütün gün zaten seninle uğraştım, bir çift laf da mı konuşturtmayacaksın  babanla?' diye çıkışır, beni odama gönderirdi.
Çaresiz bir şekilde boynumu büker odama yani hapishaneme doğru yol alırdım. Babam arkamdan, 'Bizim bir odamız bile yoktu, her şeye sahip, hâlâ ne istiyor anlamadım.' diye bağırmaya devam ederdi. 'Keşke benim de bir odam olmasaydı, keşke bizim de evimiz bir odalı olsaydı da hep birlikte otursaydık' derdim içimden; ama yüksek sesle söylemeye cesaret edemezdim.
Yemekten sonra babam kanepeye uzanır, eline kumandayı alır, televizyon seyrederdi. Beni yanına çağırır biraz severdi. Onun izleyeceği önemli bir şey varsa beni adeta yerimden bile kıpırdatmazdı. Azıcık hareket edip koşup oynamaya çalışsam oda hapsim yeniden başlardı. Bir gün anladım ki susunca babamla daha iyi anlaşıyoruz. Bu defa susarak yapabileceğim oyunlar geliştirmeye başladım.
Önce resim yaparak başladım işe. Babam çizdiğim resimleri çok beğeniyor; 'Bak, böyle uslu uslu oyna işte.' diyordu. Babam bazen göz ucuyla bakıyor, resimle ilgili bir şey sorsam afallıyordu. Ama bana kızarak beni artık odama göndermiyordu. 'Son günlerde ne de akıllandı benim oğlum.' diye komşulara anlatıyordu annem halimi.
Resimlerim arttıkça ortalık dağılmaya başladı. Annem 'Odanı topla!'diye odama kapattığında işe nereden başlayacağımı bilemiyordum. Ben bunlarla uğraşırken zaman geçiyor; ama odamı toparlamayı beceremiyordum.
Annem odama gelip 'Bak sana resim yapmayı yasaklayacağım. ' dedi bir gün. Susuyor olmamı usluluk olarak değerlendiren ailem resim yapmayı da elimden alırsa ben ne yapacaktım?
Bu düşüncelerle bir aile tablosu yaptım. Babam eve gelince uygun zamanı kolladım. Her zamanki gibi yemekler yendi, odaya geçildi. Babam oturur oturmaz çizdiğim resmi getirdim. Babam baktı. Hım, dedi 'Çok güzel olmuş. Bu adam benim herhalde.' dedi. Ben 'Hayır o adam değil, bu çocuk sensin.'dedim. O 'Hayır, bu adam benim, bu çocuk sensin, bu küçük kız da arkadaşın.'dedi. Ben yine 'Hayır, o büyük adam benim, bu küçük adam sensin, bu küçük kız da annem.' dedim. Babam benimle uğraşmaktan vazgeçip: 'Peki neden bizi küçük çizdin?' dedi. Heyecanla başladım anlatmaya. Ben büyüyüp adam olacağım. İş bulup çalışacağım. Siz yaşlanıp küçüleceksiniz. Beliniz bükülecek, komşumuz Ahmet amca ile Ayşe teyze gibi küçücük kalacaksınız. Ben işten geldiğimde yorgun olacağım.
Siz benimle konuşmaya çalıştığınızda işyerinde kafam şişmiş olacağından sizi duymayacağım bile. Siz benimle bir şeyler paylaşmak istediğinizde 'Hadi odanıza çekilin de kafa dinleyeyim.' diyeceğim. Ve bir de bağıracağım 'Her şeylerini alıyorum. Sıcacık odaları da var, daha ne istiyorlar' diye.

Annemle babamın gözleri fal taşı gibi açılmıştı.
Duyduklarına inanamıyorlardı .. Bana sarılıp beni öyle içten bir okşayışları vardı ki sonsuza kadar konuşsam hiç bıkmadan dinleyecekler gibiydi."


Çalışan ya da çalışmayan anneler olarak bazen yaşamın koşuşturmasında yapabileceğimiz şeyler olduğunu görünce yayınlamak istedim.
Tarifini Emine BEDER'den aldığım çıtır hanım kurabiyelerini sizlerle paylaşmak istedim.

Malzemeler
  • 1 adet yumurta
  • 125 gr margarin ya da tereyağı
  • ajda bardağı yoğurt
  • 1 ajda bardağı zeytinyağı
  • adet kabartma tozu
  • 5 su bardağı un
  • Bir tutam sevgi
İçine
  • Patates(haşlanmış)
  • Kaşar peyniri(rendelenmiş)
 Üzerine
  • Çekilmiş bayat ekmek ya da galeta unu
Yapılışı
  • Yumuşak margarini, yoğurdu, zeytinyağını ve yumurtayı yoğurma kabına alın ve  iyice yoğurun.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu da ekleyerek, yoğurun.
  • Merdane yardımıyla hamuru açın. Bardakla yuvarlaklar kesin.
  • Haşlanmış patatesi ezin,rendelenmiş kaşar peyniriyle karıştırın.
  • Hamurdan bir tane alın ve arasına kaşarlı karışımdan koyun. Üzerine ikinci hamuru koyun ve birbirlerine yapıştırın.
  • Çekilmiş ekmeğe ya da galeta ununa batırın(Yumurta akı sürmeden).
  • Fırın tepsisine yağlı kağıt serin. Hamurları dizin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

6 Aralık 2012 Perşembe

Yoğurtlu Tel Şehriye Çorbası


Sabah uyanıp ta her tarafın karla kaplı olduğunu görmek ne güzel bir sürpriz oldu. Karı seviyorum çocukluğumdan beri. Bana masumiyeti hatırlatıyor. Sanki her şeye yeniden başlanabilirmiş gibi geliyor. Temiz sayfa açmak anlamında. Bulunduğu her yeri temizlerken kalbimi, ruhumu da temizliyor sanki. Çocukken kar topu oynamanın, kızak kaymanın güzelliğini hiç unutmadım. Şimdi de oynayan çocukları seyretmek aynı mutluluğu veriyor. Kar geldi, hoş geldi diyorum.

 Bu havalarda sıcacık bir çorbaya kim hayır diyebilir. Kolayca yapılan yoğurtlu tel şehriye çorbası tarifimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 1 adet yumurta
  • 3 yemek kaşığı un
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 2 avuç tel şehriye
  • Su
  • Bir tutam sevgi
Üzerine
  • Sıvıyağ
  • Tereyağı
  • Nane
Yapılışı
  • Yumurta, un ve yoğurdu tencereye alın ve çırpıcıyla iyice çırpın.
  • Hiç pütürü kalmayınca suyunu ve tel şehriyesini ekleyin. Sürekli karıştırarak kaynayana kadar pişirin.
  • Karıştırmayı bırakın ve tel şehriyeler yumuşayana kadar pişirin.(Ara sıra karıştırın.)
  • Yağları eritin, naneyi ekleyin ve kızdırın.
  • Pişmiş çorbaya ekleyin ve birkaç dakika daha pişirdikten sonra kapatın.
  • Afiyet olsun.

3 Aralık 2012 Pazartesi

Labneli Poğaça

Amerikalı bir zengin, iş seyahati sırasında Meksika'nın küçük bir kıyı kasabasına uğramış... Limanda gezerken, bakmış ağzına kadar balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçı... "Merhaba balıkçı" diye seslenmiş, "... Bu balıkları kaç zamanda tuttun?" "Bir iki saatimi aldı" demiş balıkçı... İştahlanmış bizim işadamı; "E, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın?" diye sormuş. "Bu kadarı bize yetiyor da ondan" diye omuz silkmiş balıkçı. Şaşmış balıkçının bu kanaatkarlığına işadamı; "Kalan zamanını nasıl geçiriyorsun peki" diye üstelemiş. Balıkçı, özetlemiş bir gününü: "Sabahları açılır, biraz balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım. Öğleyin karımla biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp şarap içer, geç vakte kadar eğleniriz. Oldukça meşgul sayılırım senyör".
Gerinmiş Amerikalı: "Bak" demiş "... ben sana yardımcı olabilirim.. Bu işe daha çok zaman ayırmalısın. Daha büyük bir tekne bulup daha çok balık tutmalısın. Oradan elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede tuttuğun balıkları doğrudan işletme tesislerine satarsın. Hatta zamanla kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Kısa zamanda balıkçılık sektöründe bir numara olursun". Balıkçı merakla "Bunları yapmak kaç sene alır sinyor" demiş:"15-20 yılda halledersin" demiş Amerikalı, "Ama sonrası daha parlak: Zamanı gelince şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın." "Milyonlar ha..." diye tekrarlamış balıkçı... "Eeee... sonra?" "Sonra emekli olursun. Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin. İstersen zevk için balık tutarsın. Çocuklarınla oynar, karınla keyfince siesta yaparsın. Akşamları da arkadaşlarınla şarap içip gece yarısına kadar gitar çalarsın. Nasıl...? Mükemmel değil mi? "Balıkçı cevap vermiş,"Ben zaten şu anda o işi yapıyorum,bu kadar telaşa ne gerek var..."
Bir an olsun durup düşünseniz; "Bütün bu telaş ne için...?" Arada denize açılıp, çocuklarınızla oynaşmayacak, dostlarınızla gitar çalıp şarap içemeyecek olduktan sonra onca koşturmanın ne anlamı var? Hırsla örülü onca yılın vaat ettiği final, halen yanı başımızda duran mutluluksa,
bu yarışa ne gerek var?

Dilerim bizde yanımızdaki mutlulukları hırslarımız ve gereksiz koşuşturmalarla kaçırmayız.
Tarifini ; çok severek izlediğim ve bir çok tarifini denediğim blog arkadaşım
 Nurlumutfaktan aldığım labneli poğaçayı sizlerle paylaşmak istiyorum.Arkadaşıma çok teşekkür ederim.

Malzemeler
  • 2 adet yumurta(Birinin sarısını ayır)
  • 200 gr. labne peynir
  • 125 gr.margarin
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 su bardağı süt
  • 4 kesme şeker (1 yemek kaşığı koydum)
  • 1,5 çay kaşığı tuz
  • 6 su bardağı un
  • Bir tutam sevgi
İçi
  • Peynir
  • Maydanoz
Üzerine
  • Çekirdek içi ya da
  • Susam

Yapılışı
  • Margarini, labne peynirini, sıvıyağı, sütü, şekeri ve yumurtaları(birinin sarısını ayırarak) katarak birbirleriyle iyice harmanlayın.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu da ekleyerek yoğurun.
  • Yumuşak bir hamur olsun. En az 1 saat kadar buzdolabında dinlendirin.
  • Ezilmiş peynir ve ince doğranmış maydanozu harmanlayarak içini hazırlayın.
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparın ve ortasını açarak peynirli karışımdan koyun (D) şeklinde kapatın.
  • Ayırdığınız yumurta sarısını üzerine sürün ,(Çekirdek içi olmadığı için ben susuam koydum)susam serpin ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

28 Kasım 2012 Çarşamba

Yeşil mercimek köftesi

  İstanbul'dan ve Mardin'den gelen misafirlerimiz sayesinde koşuşturmalı ama bir o kadar da keyifli günler geçirmekteyim.
Ailece gelenleri ağırlamak için seferber olunca sık sık beraber olmanın da mutluluğunu yaşamaktayız. Kahve bahane sohbet şahane şeklinde ki bugünlerde de bol bol yeni tariflerle tanışmaktayım. Teyzemin bir gazetenin köşesinden aldığı yeşil mercimekle yapılan köftesini çok sevdik. Hemen tarifini alıp, sizlerle paylaşmak istedim.
Tarifi ,Porselen Çay Etkinliğine ev sahipliği yapan, Gelibolu17' ye gönderiyorum. Arkadaşıma kolaylıklar diliyorum.

Malzemeler
  • 3 su bardağı köftelik bulgur
  • 1 su bardağı yeşil mercimek
  • 2 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 yemek kaşığı biber salçası
  • 2 adet kuru soğan
  • 3 - 4 dal maydanoz
  • 3 - 4 adet yeşil soğan
  • Sıvıyağ
  • 2 tatlı kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı kimyon
  • 1 çay kaşığı pul biber
  • 3 su bardağı su
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Tencereye sıvıyağ ve yemeklik doğranmış soğanı koyun ve kavurun.
  • Salçaları ekleyin  bir iki çevirdikten sonra suyu ve baharatları koyun kaynatın.
  • Kaynayınca bulguru ekleyin ve  1 - 2 dakika pişirin altını kapatın.
  • Tencerenin kapağını kapatın ve bulgurlar yumuşayıncaya kadar bekletin.
  • Bu arada mercimeği ayrı bir kapta haşlayın.Suyunu süzün.
  • Bulgur yumuşayınca mercimeği de ekleyin ve yoğurun.
  • İyice yoğurucunca ince doğranmış yeşillikleri de ekleyin ve harmanlayın.
  • Köfteleri yuvarlak yapın ve servis tabağına alın.
  • Afiyet olsun

26 Kasım 2012 Pazartesi

Tahinli Kurabiye

 
Bir gün okyanusta yol alan bir gemi kaza geçirerek battı. Gemiden sağ kurtulan adamı, dalgalar küçük, ıssız bir adaya kadar sürükledi.Adam ilk günler kendisini kurtarmasını için Allah'a yakardı ve yardım bulurum umuduyla ufka baktı. Ama ne gelen oldu, ne giden…
Daha sonra rüzgardan, yağmurdan ve zararlı hayvanlardan korunmak için ağaç dallarından ve yapraklardan bir kulübe yaptı. Sahilde bulduğu, gemiden arta kalan konserve, pusula gibi eşyaları bu kulübeye koydu. Günler hep aynı şekilde geçiyordu. Balık avlıyor, pişirip yiyor ve ufku gözlüyor, kendisini kurtarması için Allah'a dua ediyordu. Bir gün tatlı su getirmek için yürüyüşe çıkmıştı, geri döndüğünde kulübesinin alevler içinde yandığını gördü. Duman, dans ede ede göğe yükseliyordu. Başına gelebilecek en kötü şeydi bu. Keder ve öfke içinde donakaldı. Şimdi bu ıssız adada, başını sokabileceği bir kulübe bile kalmamıştı. "Allah'ım, bunu bana nasıl yapabildin?" diye feryat etti. O geceyi keder ve üzüntü içinde geçirdi. O kadar dua ettiği halde, başına bu olay geldiği için sitemler etti.
Ertesi sabah erken saatlerde, adaya yaklaşmakta olan bir geminin düdük sesiyle uyandı!
Bitkin adam kendisini kurtaranlara sordu;
"Benim burada olduğumu nasıl anladınız?"
Cevap onu hem şaşırttı, hem de utandırdı:
"Dumanla verdiğiniz işareti gördük!"

Canımızı sıkan, gözyaşlarımızı inci gibi döküveren olaylar sessiz bir kurtuluş çağrısı, bir mutluluk davetiyesi belki de… İlk bakışta dayanılmaz gelen acı anlar, sonrasında kalbimizi kuş gibi hafifleten, ruhumuzu ısıtan tatlı tecrübelere dönüşüyor. Aydınlıkta seçemeyeceğimiz bir ışık, karanlık basınca fenerimiz oluyor. Keyfimiz yerindeyken burun kıvırdığımız tavsiyeler, yaslı anlarımızda imdadımıza yetişiyor. İyilik hallerinde sırt çevirdiklerimiz, zor anlarda sırtımızı dayadıklarımız oluyor.
Hikayede yanan kulübenin dumanıyla kurtuluş umudunun yeşermesi gibi, yaşamımızdaki kırık dökükler, yıkıntı ve ziyanlar, kayıp ve yenilgiler yenilenmenin, yeniden doğuşun tohumlarını ekiyor aslında…Acı, derinlerinde gizlenen tatlı hediyelerle dolu. Yapmamız gereken, acıyla barışıp onu çözümlemek, gizlediği armağanı kalbimize buyur etmek…
Başımıza gelen her şeyin bir nedeni olduğunu bilmek ve sabır göstermek dileğiyle,
Damağınızda lezzeti uzun süre kalacak tahinli kurabiye tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 1 Adet yumurta (beyazını ayırın)
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 1çay bardağı sıvıyağ
  • 1su bardağı tahin
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 4 su bardağı un
  • 1adet kabartma tozu
  • 1 adet vanilya
  • Bir tutam sevgi
Üzerine
  • 1 yumurta akı(çırpılmış)
  • 1 su bardağı ceviz
Yapılışı
  • Yumurtanın sarısını, yoğurdu, sıvıyağını,vanilyayı, toz şekerini bir kaba koyun ve harmanlayın.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu da ekleyin, yoğurun.
  • (Hamur un ufak oluyor ya elinizle sürekli yoğurarak ısıtın o zaman daha kolay birleşiyor. İşiniz aceleyse hamuru benmari usulü (kaynayan suyun üzerine başka bir kapla oturtarak) ısıtın. Toparlanıyor.)
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopartın ve önce çırpılmış yumurta akına, daha sonra dövülmüş cevize bulayın.
  • Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

23 Kasım 2012 Cuma

Şeker hamurlu pasta ve kurabiyeler

Emekli olduktan sonra öylesine bir boşluğa düşmüştüm ki, önce günlerce tozları kovaladım durdum ama baktım ki sonu yok.
Kendime yeni meşguliyetler bulmaya başladım. Tam bu sırada yeğenim Nehir dünyaya geldi ve benim dünyama güneş gibi doğdu.(Blogumdaki sarışın olan)
Artık ne sıkıntı, ne keder. Günlerim onunla doldu. Geçenlerde doğum günüydü.Kalabalık bir aile olmamıza rağmen onunla aramızdaki bağ ancak yaşanabilir, anlatılmaz.(Çok şükür) Günlerce önceden pastamı, kurabiyelerimi sen yap bülbülüm dedi ve her şeyine o karar verdi. Pastayı da , kurabiyeleri de yaparken her anında vardı. Kurabiyelere arkadaşlarının ismini yazdırdı.Modellemelerini tek tek planladı.
Pastasını kızımın nişan pastasında yaptığım tarifle yaptım. Üzerine onun istediği şekilleri yaptık. Kurabiyesinin tarifini  sevgili hünerli bayanlar dan aldım.
Nehircim iyi ki varsın, seni sevmeyi seviyorum .
Tarifi ,Porselen Çay Etkinliğine ev sahipliği yapan, Gelibolu17' ye gönderiyorum. Arkadaşıma kolaylıklar diliyorum.

Malzemeler
  • 1 adet yumurta
  • 150 gr. margarin
  • 1 su bardağı un (Hamura un az gelirse un yerine nişasta ilave edin.)
  • 1 çay bardağı mısır nişastası
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 1 çay kaşığı karbonat
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 1 çay kaşığı zencefil
  • 1 limon kabuğu rendesi
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Margarin ve pudra şekeri iyice yoğurun.
  • Yumurtayı ekleyin ve yoğurun.
  • Elenmiş un, karbonat,tarçın, zencefil ve limon kabuğunu  ekleyerek yoğurun.
  • (Hamura un eklemek gerektiğinde un yerine nişasta ekleyerek kıvama getirin.)
  • Hamuru streçle kaplayın ve en az  yarım saat buzdolabında dinlendirin.
  • Merdaneyle açın, kalıplarla kesin.
  • Un serpilmiş fırın tepsisine dizin.
  • Önceden ısıtılmış fırında kısa sürede pişirin.
  • Daha sonra aynı kalıplarla şeker hamurunu kesin.
  • Fırça yardımıyla suyla kurabiyelerin üzerine ıslatın ve kestiğiniz  şeker hamurunu üzerine koyun.Parmağınızla yavaşça bastırarak kaplayın.
  • İstediğiniz şekilde süsleyin.
  • Afiyet olsun.

21 Kasım 2012 Çarşamba

Kabak Çorbası


 
Artık Ankara'da sert bir hava hakim. Sabah uyandığım da gördüğüm asık suratlı havanın olumsuzluğuna kapılmamak için epey çaba sarf ediyorum. Teslim olmamaya çalışıyorum. Kendime mutlu olacak şeyler buluyorum. Aslında bu bir yaşam biçimi olmalı diye düşünüyorum. Yaşadığım her şeyde iyi  tarafını  bulmak ,ortaya çıkarmak .Başlarda zorlansam da bir müddet sonra nasıl kolaylaştığını gördüm. Negatiften uzaklaşıp, pozitifleşme de deniyor. Neden olmasın?

Bu soğuk havalara en iyi gidecek şey sıcacık çorba. Tarifini sevgili yemekbir aşk blogundan aldığım kabak çorbasını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 5 adet orta boy kabak
  • 2 yemek kaşığı un
  • 1 su bardağı süt
  • 3 su bardağı sıcak su(kıvamını kendinize göre ayarlayın)
  • Tuz, karabiber
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Kabakları temizleyin ve rendeleyin.
  • Kendi  suyunda yumuşayana kadar pişirin..
  • Tencerede unu yağ ile kavurun ve yavaş yavaş sütü ekleyin(topaklanmaması için tel çırpıcı ile hızlı hızlı karıştırın) ve kokusu gelene kadar kavurun.
  • Kabakları  ve sıcak  suyu ekleyin. (Suyu istediğiniz kıvama göre ayarlayın) Kaynatın.
  • Dereotu, karabiber, tuzunu ekleyin ve el blenderiyle pürüzsüz bir kıvam almasını sağlayın. (isterseniz benim gibi rondodan geçirin).
  • Afiyet olsun.

19 Kasım 2012 Pazartesi

Tavada ıspanaklı börek

Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komsu da çamaşırları asıyormuş. Kadın kocasına ' Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor.' demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.
Kadın, komsusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmiş.
Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış 'Bak' demiş kocasına ' Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba ?'
'Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim' diye cevap vermiş kocası.
Hayatta da böyle değil midir ?
Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna bağlıdır. Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya davranmadan önce zihin durumumuza bakmak ve 'iyi' olanı görmeye hazır olup olmadığımızı fark etmek güzel olmaz mı?
Gri bir Ankara dan sevgiler gönderiyorum.

Sizlere YEMEKGURMESİ 'nin sponsor olduğu ve sevgili arkadaşım,DERYAYLA LEZZETLER işbirliği düzenlenen ve son iki gün kalan etkinliğini hatırlatmak istedim.
Tarifini sevgili arkadaşım , bir-kase-lezzet.den aldığım tavada ıspanaklı böreği hem kolaylığı açısından hem de lezzetinden dolayı biz çok sevdik. Arkadaşıma çok teşekkür ederim.
Porselen Çay Etkinliğine ev sahipli yapan,Gelibolu17 ye gönderiyor ve etkinlikte kolaylıklar diliyorum.

Malzemeler
  • 2 veya 3 Adet yufka(tavanın ve yufkanın büyüklüğüne göre)
  • 1 Bağ ıspanak
  • 1 Adet havuç (ben koymadım)
  • 1 Çay bardağı süt, yoğurt karışımı
  • 1 Çay bardağı sıvıyağ
  • 1 Çay kaşığı karbonat
  • Kaşar veya beyaz peynir(Arzunuza bağlı peynir çeşidi)
  • Pul biber, karabiber
  • 1 Kaşık tereyağı ya da margarin
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • İç harcı hazırlamak için temizlenmiş ıspanakları doğrayın. Havuçları rendeleyin.
  • Peyniri ve baharatları da ilave edin. Hepsini harmanlayın.
  • Sosunu hazırlamak için, yoğurtlu sütlü karışımı, sıvıyağı, karbonatı başka bir kapta harmanlayın.
  • Yufkayı tezgahınıza serin ve ortadan ikiye ayırın. Hazırladığınız sostan yufkanın her tarafına fırça yardımıyla sürün.
  • Ispanaklı harcı uzun kenarına koyun ve yan kenarlarını içine kapatın. Rulo şeklinde sarın.
  • Tavaya margarini sürün.Hazırladığınız ilk yufkayı ortadan başlayacak şekilde kendi etrafında döndürerek (gül şeklinde) yerleştirin.
  • Diğer yufkalara da aynı işlemi yapın ve tavanın tamamını doldurun.
  • Kalan sosu üzerine sürün.
  • Tavayı ocağa alın ve orta ateşte önce altını kızartın. Düz bir tabak yardımıyla alt tarafını da çevirin kalan yağı ekleyin ve böreğin pişmeyen tarafını da pişirin.
  • Afiyet olsun. 

7 Kasım 2012 Çarşamba

Kremalı, zeytinli, dere otlu poğaça

 
Son yazıma baktığımda, kızımın  gittiğine üzülmeyeceğim demişim. Oysa ki kızım gittiğinden beri başına gelmeyen kalmamış. Çayı bacağına döküp yanmış, elektrik çarpmış. Hastanelerde uğraşmış. Bize duyurmamış bile. Çok şükür şimdi iyiymiş.
Uzun yıllar beraber severek çalıştığım arkadaşımı kaybettim. En son ziyaretten sonra bu sonu  beklememe rağmen tarifsiz bir acıydı yaşadığım. Çocuklarının ve eşinin hallerini görünce dayanmak çok zor. Ama Allah’tan gelene yapacak bir şey yok. Allah kalanlarına güç, kuvvet ve sabır versin inşAllah.
Bazen incir çekirdeğini doldurmayacak şeyleri dert edindiğimize nasıl da üzülüyorum.
Ölüm olmasın geri kalan her şey Allah'ın izni ile düzelir.

Sevgili Senem'cenin blogundan tarifini aldığım kremalı, dere otlu, zeytinli poğaçayı biz çok beğendik. Arkadaşıma buradan teşekkür ediyorum.
Tarifimi PORSELEN ÇAY SAATİ ETKİNLİĞİne ev sahipliği yapan Gelibolu 17 'ye   gönderiyorum. 
Arkadaşıma etkinliğinde kolaylıklar diliyorum.

Malzemeler   
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 100 gr. Yumuşak margarin
  • 2 yumurta ( birinin sarısı üzerine ayrılacak )
  • 1 paket krema
  • 1 çay kaşığı tuz
  • 1 çay kaşığı pudra şekeri
  • 1 kase çekirdekleri ayıklanmış zeytin
  • 2 – 3 dereotu
  • 1 paket kabartma tozu
  • 5 su bardağı un
  • Üzerine çörek otu
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Yumuşak margarini, kremayı, sıvı yağı ve yumurtaları yoğurma kabına ekleyin  ve iyice yoğurun.
  • Elenmiş un, kabartma tozu, tuzu, pudra şekerini ekleyin ve yoğurun.
  • En son incecik kıyılmış dereotunu ve zeytini ekleyerek yoğurun.
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler ayırın. İstediğiniz şekli verin.
  • Yağlanmış ya da yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  • Üzerine yumurta sarısını sürün, susam ya da çörek otu serpin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

1 Kasım 2012 Perşembe

İrmik helvası


Kızım tatilini bitirdi ve Kastamonu’ya döndü. Ev sessizleşti ama bu sene inşAllah son senesi o nedenle kendime üzülme izni vermiyorum.
Kasıma merhaba derken Ankara da öylesine güzel bir hava vardı ki, içim içime sığmadı bugün. Kasım ayı kızımın ve eşimin doğum günü olması nedeniyle de benim için hep özel olacak. Geçen sene kış sonbahar yaşatmadan öylesine hızlı ve güçlü gelmişti ki, bu sene sonbaharın her türlü güzelliğini doyasıya yaşıyoruz. Ağaçlarda ki yaprakların, yeşil, sarı ve kahverenginin her rengine bürünmesi muhteşem ötesi bir görüntü. Onları seyretmek inanılmaz huzur veriyor. Kışta dilerim geçen seneki kadar zorlu geçmez de dört mevsimin tüm güzelliklerini yaşarız.
Sevgili Devletşah’ın blogundan irmik helvasının tarifini aldığımdan beri ailece o kadar çok sevdik ki, hep böyle yapıyorum. Bu güzel tarif için teşekkür ediyorum ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 2 su bardağı irmik
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1, 5 su bardağı süt
  • 2 su bardağı sıcak su
  • 125 gr. Margarin
  • Çam fıstığı
Yapılışı
  • Yağı eritin.
  • Fıstıkla irmiği koyun ve  fıstığın rengi dönene kadar kavurun.
  • Kaynamış su ve sütü karıştırın. İrmiklerin üzerine dökün. Yalnız altını kapatıp yapın eliniz yanmasın.
  • Yeniden altını açın. Bir iki karıştırdıktan sonra kapağını kapatın ve suyunu çekene kadar pişirin.
  • Suyunu çekince şekeri üzerine serpin. İyice karıştırın ve 10 dakika kapağını hiç açmadan bekletin.(Sıcağıyla şeker eriyor. Merak etmeyin.)
  • Afiyet olsun.