29 Ocak 2013 Salı

Patates Tava ve Sarımsaklı , Kekikli Patates Salatası

Patates Tava
Yeni bir haftaya merhaba derken, yaşamımdaki ilginçlikler devam etmekte. Bu seferde hotmaill şifrem ele geçirilmiş ve benim adıma mesajlar gönderilmiş. Eşime de gelince fark etti,  biraz da onun için uğraştı. Anlayacağınız eşime bu aralar gereksiz uğraşlar  bulmaktayım. Ama tabii canım ben seni düşünüyorum emekliliğinde sıkılmaman için diyorum. Şunu anlayamıyorum hotmailimi kıranların eline ne geçti? Nasıl bir mutluluğa ulaştı?Sonuçta artık hotmail değil, gmail kullanacağım.
Patatesli tariflere iki tarif daha eklemek istiyorum.
Hepinize sevgiler ve güzel bir hafta diliyorum.

Patates tava
Malzemeler
  • 3 - 4 adet haşlanmış patates
  • 1 çay bardağı kaşar rendesi
  •  2  yemek kaşığı margarin ya da tereyağı
  • Tuz
  • Karabiber
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Haşlanmış patatesleri ezin ya da rendeleyin.
  • Sıcakken  içine tereyağını, rendelenmiş kaşarı, tuz ve karabiberi ekleyin ve yoğurun.
  • Sıvıyağla yağlanmış tavaya patates karışımı boşaltın ve kaşıkla yavaşça bastırark düzeltin.
  • Orta ateşte önce altını kızartın.
  • Daha sonra ters çevirerek üstünü de kızartın.
  • Afiyet olsun.

Sarımsaklı ve kekikli patates salatası
Malzemeler
  • 500 gr. Taze patates
  • 1 diş sarımsak
  • 3 yemek kaşığı zeytinyağı
  • ¼ demet maydanoz
  • Taze kekik
  • Tuz, karabiber
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Patatesleri haşlayın ve soğuyunca dilimleyin.
  • Zeytinyağını tavada ısıtıp sarımsağı rendeleyin ve kavurun.
  • İnce doğranmış maydanoz ve kekiği de ilave edin, tuz, karabiber ile tatlandırın.
  • Patatesleri ilave ederek harmanlayın.
  • Afiyet olsun.

25 Ocak 2013 Cuma

Fırında Ispanaklı Patates Cipsi

Bir kaç gündür gözüm bana oyunlar oynuyor. Önce gözümün önünde uçuşan yuvarlaklar oluştu. Ben tansiyon problemim var zannederken, bir kaç gün sonra gözümün önünde şimşekler çakmaya başladı ve saç yumağı  oluştu. Bunu gerçek sanıp bir müddet almak için uğraş verdim ama beceremeyince eşime sordum. Sonra da anladım ki gözüm bana oyun oynuyor. Doktoruma gidince de gözümün arkasındaki sıvıda sertleşme olmuş. Retina tabakam yırtılma tehlikesiyle karşı karşıyaymış.Şimdilik sınırdaymış, gözümdeki şimşek çakmaları art arta sürekli olmaya başlarsa hemen gideceğim lazer ya da ameliyat yapacaklar. Dilerim gözüm kendi kendine bunu aşmayı başarır. Artık saç yumağıyla yaşamaya alışmak zorundayım. Buna da şükür diyorum.

Güzel cumanın bereketinin hepimizin üzerinde olması dileğiyle, tarifini sevgili GiSi'den aldığım Fırında Ispanaklı Patates Cipsini sizlerle paylaşıyorum.Arkadaşıma teşekkür ediyorum. Çok lezzetli bir tarif. Asıl şeklini blogunu ziyaret ederek görebilirsiniz

Malzemeler
  • 3 - 4 adet haşlanmış patates
  • 6 - 7 dal ıspanak
  • 1/2 su bardağı kaşar rendesi
  • 1,5 çay kaşığı tereyağı ya da margarin
  • Pul biber
  • Karabiber
  • Tuz
  • Kuru fesleğen (ben kullanmadım)
  • Bir tutam sevgi
Dip sosu
  • 3 yemek kaşığı yoğurt
  • 2 tatlı kaşığı mayonez
  • 1 tatlı kaşığı nane
Yapılışı
  • Haşlanmış patatesleri ezin.
  • Ispanakları incecik doğrayın .
  • Patatesleri, ıspanağı, tereyağını ve baharatları ekleyin hepsini birbirine iyice yoğurun.
  • Krema torbasına doldurun ( ya da benim başaramadığım gibi elinizle yapın) yağlı kağıt konulmuş  fırın tepsisine aralıklarla harcı sıkın.
  • Patateslerin yoğunluğuna kendiniz karar verin. Kalın olmasını isterseniz ona göre koyun.
  • Önceden ısıtılmış fırında üzerleri hafifçe kızarana kadar pişirin.
  • Arzunuza göre dip sosla ya da  sade olarak yiyin.
  • Afiyet olsun.

23 Ocak 2013 Çarşamba

Patatesli Salatalar

Bu güzel günden hepinize sevgiler. Kandiliniz kutlu olsun. Dilerim edilen tüm dualar kabul olsun. Dualarda birbirimizi unutmamak dileğiyle.Patates hepimizin çok sevdiği bir tat bence. Hemen hemen aynı malzemelerle bir çok güzelliğe imza atan patates sofralarımızı da süslemek, neşe katmak için birebir. Bunlardan hazırladığım bir kaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Renkli Patates Salatası
Malzemeler
  • 5 - 6 adet haşlanmış patates
  • Tereyağı ya da margarin ya da sıvıyağ
  • Kaşar peyniri rendesi
  • 2 adet havuç
  • 1/2 demet maydanoz
  • 1/2 demet dereotu
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Haşlanmış patatesleri iyice ezin.
  • Sıcakken margarini, tuzu ve kaşar rendesini ekleyin ve yoğurun.(Sıcak olmasına dikkat edin, yağın hemen erimesi için)
  • Rendelenmiş havuçları sıvıyağda yumuşayana kadar kavurun.
  • Maydanoz ve dereotunu incecik kıyın.
  • Patatesi üçe ayırın.
  • Birincinin içine havuçlu karışımı koyun ve iyice karıştırın. Birbirine yedirin.
  • İkincinin içine ince doğranmış maydanoz ve dereotunu ekleyin, birbirine iyice yedirin.
  • Üçüncü olarak sadece patatese karabiber ekleyin ve harmanlayın.
  • Sırasını sizin belirleyeceğiniz şeklide streç geçirilmiş kalıbınıza koyun.
  • Havuçları suda haşlayın, kalıplarla şekiller çıkarın ve ters çevirdikten sonra süsleyin.
  • Arzuya göre yoğurtla da servis yapabilirsiniz.
  • Afiyet olsun.


Civcivli Patatesler
Malzemeler
  • 3 adet  patates
  • Tuz
  • Karabiber
  • 1 - 2  yemek  kaşığı sıvıyağ  ya da tereyağı, margarin
  • Havuç
  • Çörekotu
  • Dereotu
  • Bir kaç zeytin
  • Bir tutam sevg
Yapılışı
  • Haşlanmış patatesleri ezin. İçine tuz, karabiber ve sıvıyağı ekleyin. Yoğurun.
  • Patatesten ceviz büyüklüğünde parçalar koparın ve civcivin gövdesi olacak şekilde yuvarlayın.
  • Daha küçük parça alın kafasını oluşturmak için  yuvarlayın.
  • Kafasını gövdeye oturtun.
  • Havuçtan  gaga yapmak için küçük ince parçalar doğrayın ve yerleştirin.
  • İsterseniz zeytini küçücük doğrayıp gözünü oluşturun. İsterseniz çörek otuyla yapın.
  • İnce doğranmış dereotunu kafasına saç şeklinde koyun. Ya da kırmız biber serpin.
  • Afiyet olsun.

Patates Yatağında Yoğurt
Malzemeler
  • 3 - 4 adet haşlanmış patates
  • 1 - 2 yemek kaşığı sıvıyağ ya da tereyağı, margarin
  • Tuz
  • Karabiber
  • Bir tutam sevgi
İçine
  • Yoğurt
  • Mayonez(arzuya göre)
Yapılışı
  • Haşlanmış patatesleri ezin,sıvıyağ, tuz ve karabiberi ekleyin. Yoğurun.
  • Ceviz büyüklüğünde parçalar alın. Silikon mini kek kalıplarına bastırın.
  • Biraz bekledikten sonra ortasını yavaş hareketlerle boşaltın.
  • Yoğurt ve mayonez karışımını ortasına koyun.
  • Afiyet olsun.

21 Ocak 2013 Pazartesi

Susam Mantolu Poğaça

Hindistan'da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış.Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulasan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş. Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece 1,5 kova su götürebilirmis. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısınıyerine getiriyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş.
İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş. "Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum."
"Neden?..." diye sormuş sucu. "Niye utanç duyuyorsun?..."
Kova cevap vermiş. "Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için tasıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun."
Sucu söyle demiş. "Patronun evine dönerken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum."
Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yabani çiçekleri ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısınıkaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş.
Sucu kovaya sormuş.
"Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi?... Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yasayamayacaktı."

Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır. Hepimiz aslında çatlak kovalarız. Büyük planda hiçbir şey ziyan edilmez. Kusurlarımızdan korkmayalım. Onlarısahiplenelim. Kusurlarımızda gerçek gücümüzü bulduğumuzu bilirsek eğer, biz de güzelliklere sebep olabiliriz.


Tarifini sevgili Oktay usta dan aldığım susam mantolu poğaça tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Malzemeler
  • 1 yumurta
  • 1 çay bardağı süt
  • 1/2 çay bardağı sıvıyağ
  • 100 gr. margarin
  • 3 - 3,5 su bardağı un
  • 1 paket kuru maya
  • Tuz
  • Ilık su
  • Bir tutam sevgi
İç harcı için
  • Beyaz peynir
  • Zeytin
Mantosu
  • Pekmez
  • Susam
Yapılışı
  • Unu kabınıza alın. Mayayı içine döküp harmanlayın.
  • Sütü, yumuşak margarini, sıvıyağını,tuzu, yumurtayı ekleyip yoğurun.
  • Azar azar ılık su ekleyerek hamur kendini toplayana kadar yoğurun.
  • İç harcı için beyaz peyniri ezin, zeytininde çekirdeklerini çıkarın, doğrayın ve ikisini harmanlayın.
  • Hamurdan bezeler yuvarlayın ve ortasından elinizle bastırarak genişletin. Ortasına peynirli karışımdan koyun ve kapatın. Tekrar yuvarlayın içindeki karışım çıkmasın.
  • Pekmez ve susamı ayrı ayrı tabaklara alın.
  • Yaptığınız hamuru önce pekmeze batırın fazlasınıelinizle sıyırın ve susama batırın, her tarafa gelmesini sağlayın.
  • Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin. Bıçak yardımıyla üzerlerine çentik atın.
  • Tepside 15 dakika mayalandırın.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

16 Ocak 2013 Çarşamba

Portakallı Pasta

Blogumda yaşadığım şanssızlığım için önerileriniz ve güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız.
Fotoğrafların yarısı tamamlandı diğer yarısı da dilerim on beş güne kadar biter
Bu arada kuzum ara tatil için geldi çok şükür.  Dilerim uzakta olan tüm arkadaşlarımın kuzuları da sağlıkla gelirler.

Portakallı pasta tarifimi sizlere sunmak istiyorum.

Malzemeler
  • 4 adet yumurta
  • 4 kahve fincanı toz şeker
  • 4 kahve fincanı un
  • 1 limonun suyu ve üzerine 1 kahve fincanını dolduracak kadar su
  • 1 adet kabartma tozu
  • Limon kabuğu rendesi
  • Bir tutam sevg
Kreması
  • ½ lt. süt
  • 3 yemek kaşığı un
  • 1 su bardağı toz şeker
  • 1 adet vanilya
  • 1 portakalın suyu
  • Portakal kabuğu rendesi
Portakal sosu
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 2 su bardağı portakal suyu
  • 1 yemek kaşığı mısır nişastası
  • Portakal kabuğu rendesi
  • 1 paket krem şanti
  • 1/3 su bardağı süt
Aralarını ıslatmak için
  • Portakal suyu
  • Toz şeker
Üzerine
  • Bolca Hindistan cevizi
 Yapılışı
  • Yumurta ve şekeri krema kıvamına gelene kadar çırpın.
  • Suyla karıştırılmış limon suyunu ve limon kabuğu rendesini ekleyin, çırpın.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu ekleyin, çırpın.
  • Yağlanmış şeker ya da un serpilmiş kalıba boşaltın.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Kürdanı tam ortasına batırın ve kürdan temiz çıkıyorsa pişmiş demektir.   
  • Kremşantiyi sütle çırpın ve soğutun.
  • Krema için süt, toz şeker, nişastayı muhallebi kıvamına gelene kadar pişirin.
  • Altını kapatınca vanilyayı  ve kremşantiyi ekleyin çırpın.
  • Portakal sosu için, şeker, portakal suyu, nişastayı ve portakal rendesini ekleyin ve pişirin.
  • Keki ortadan ikiye bölün. İlk katını servis tabağına alın, portakallı şekerli suyla ıslatın.
  • Kremalı karışımın yarısını kekin üzerine sürün ve kekin ikinci katını kapatın.
  • Kalan karışımı üstüne sürün.
  • Buzdolabında bir gece  bekletin.
  • Servis yaparken  bolca Hindistan cevizini ve portakal sosu dökün.
  • Afiyet olsun.

11 Ocak 2013 Cuma

Islak Kurabiye

Son postumu yayımlamak için blogumu açtığımda bir sürprizle karşılaştım.Bildiğim şekilde post yayımlamama izin vermiyordu. Bir kaç şık açmış, web picassa ve URL gibi. Ben bu konulardan hiç anlamadığım için her zaman ki gibi eşime baş vurdum. O da picassadan yayımladı. Ertesi gün blogumu açınca son postumdan başka tüm fotoğrafların yerinde yeller estiğini ve garip şekiller olduğunu gördüm.İlk şoku atlatınca eşim geceden beri uğraştığını ama başaramadığını söyledi.Bütün gece bloger sorunlarını çözen bir birimle yazışmış ama çözememiş ve tüm gece uyumamış. O an   bu işten vazgeçmek istedim.( Bir kere de blogumu kurbağalar basmıştı.) Sevgili Elif'imi aradım ve bir sürede onu meşgul ettim. Sonunda eşim, arşivlediğim fotoğrafların URL'sini teker teker alarak yapıştırmaya başladı. Bir haftada ancak 100 tanesini tamamladı. 400 tanesine de kaç gün uğraşacağını siz düşünün.Üstelik üst bilginin olduğu yer henüz düzeltilemedi. Bu da beni çok üzüyor.

Buradan eşime ve sevgili Elif'ime teşekkür ediyorum. Bu hayal kırıklığıyla onlar olmasa ben yeniden yazamayacaktım.O kadar emek boşa gidecekti. Bir kere daha anladım ki teknolojiyi bilmek gerekli.

Islak kurabiye tarifimi sizlerle paylaşırken hepinize mutlu hafta sonları dilerim.

 Malzemeler
  • 1 adet yumurta
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 100gr. Yumuşak margarin.
  • 1 paket kabartma tozu
  • 25 gr. Kakao
  • 3 su bardağı un
  • Bir tutam sevgi
 Şerbeti
  • 3 çay bardağı toz şeker
  • 3 çay bardağı su
 Üzerine
  • Hindistancevizi
 Yapılışı
  • Margarini, sıvıyağı, toz şekeri, yumurtayı yoğurma kabına alın ve iyice yoğurun.
  • Elenmiş unu, kabartma tozunu ve kakaoyu ekleyin, iyice yoğurun.
  • Hamurdan ceviz büyüklüğünde bezeler alın ve yuvarlayın.
  • Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Toz şeker ve suyu bir tencereye alın  ve şerbet hafifçe koyulaşana kadar kaynatın.
  • Kaynayan şerbeti 1 saat buzdolabında dinlendirin.
  • Fırından çıkan sıcak kurabiyeleri şerbete batırın
  •  Servis tepsisine dizin.
  • Üzerlerine Hindistan cevizi serpin.
  • Afiyet olsun.

7 Ocak 2013 Pazartesi

Simit

 "Arjantinli ünlü golfçu Robert Vincenzo yine bir ödül kazanmış, ödülünü alıp kameralara poz vermiş. Ardından klubüne uğramış, eşyalarını toplayıp otoparktaki arabasının yanına doğru yürümüş.O sırada yanına bir kadın yaklaşmış. Vincenzo'yu kutladıktan sonra ona küçük bir bebeğini olduğunu, bebeğin çok hastalandığını ve hastane masraflarını karşılayamadığını onun her gün biraz daha ölüme yaklaştığını anlatmış, bir çırpıda.
Kadının anlattıkları Vincenzo'yu çok etkilemiş.Hemen çek defterini çıkarmış ve turnuvadan kazandığı paranın bir bölümünü yazıp imzalamış. Çeki kadına uzatmış. O sırada kadına "umarım bebeğinin iyi günleri için harcarsın" demiş.
Ertesi hafta Vincenzo klupte öğle yemeğini yerken Golf Derneği'nin bir üyesi yanına yaklaşmış ve "otoparktaki çocuklar, geçen hafta siz turnuvayı kazandığınız gün bir kadının yanınıza yaklaştığını ve sizinle konuştuğunu söylediler" demiş.
"Evet" demiş Vincenzo, "bunun nesi garip?".
"Garip değil tabi ki" demiş adam," ama size bir haberim var o kadın bir sahtekarmış. Sizin gibi zengin kişilere yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu söyleyip para koparırmış. Korkarım sizden de koparmış."
Vincenzo şaşkınlıkla " yani ölümü beklenen bir bebek yok mu?" demiş.
"Yok" demiş adam.
"İşte bu hafta duyduğum en iyi haber" demiş Vincenzo.
İşte buna bakış açısı farkı diyoruz. Kimi parasını kaybettiğine üzülür ama kimi de Vincenzo gibi ölümü bekleyen bir bebek olmamasına sevinir.
Aynı pencereden dışarı bakan iki kişiden biri sokaktaki çamuru, diğeri gökyüzündeki yıldızları görebilir.
Seçim bizlere aittir."

Dilerim bizler de  gökyüzündeki yıldızları görenlerden olabiliriz her şeye rağmen..

Dostum, arkadaşım demekten gurur duyduğum Elif'in terazisi nden aldığım simit tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu güzel tarif için Elif'ime çoook teşekkür ederim.

Malzemeler
  • 250 gr yumuşak tereyağı(Ben margarin kullandım)
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1/2 çay bardağına yakın elma sirkesi
  • 1/2 çay bardağı soğuk su
  • 1 adet yumurta(sarısını ayırın)     
  • 1 yemek kaşığı toz şeker
  • 1 yemek kaşığı mahlep(ben kullanmadım)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 4 - 4,5 su bardağı un
  • Bir tutam sevgi
Sos
  • 1 adet yumurta sarısı
  • 1 yemek kaşığı pekmez
  • 1 yemek kaşığı un
  • 1 bardak su
Üzerine
  • Bolca susam
Yapılışı
  • Yumuşak margarini, sıvıyağını, suyu, sirkeyi, toz şekeri, yumurtayı iyice harmanlayın.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu azar azar ekleyerek hamuru yoğurun.
  • Hamuru en az bir saat buzdolabında bekletin.
  • Dışına sürülecek sosu yapmak için, pekmez, un, yumurta sarısınıbirbirlerine iyice harmanlayıp, suyunu da ekleyin ve iyice çırpın.
  • Dinlenen hamuru yeniden yoğurun havası çıksın. İstediğiniz büyüklükte parçalar koparın, şekil verin.
  • Hazırladığınız sosa batırın elinizle fazlasını süzdürün ve susama batırın.
  • Yağlı kağıt konulmuş tepsiye dizin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

31 Aralık 2012 Pazartesi

Chokellalı Kek

 Bir yılı daha yolcu edip, yeni yıla merhaba derken geri dönüp baktığım da acısıyla, tatlısıyla geçen bu yılın beni anda yaşamak için daha kararlı yaptığını söyleyebilirim. Yaşam da her şeyin olacağını biliyorum, olaylar olduğunda soruna değil çözüme odaklanmak için daha çok çaba sarf etmeyi, kötüden önce iyiyi görmeyi, her şerde de bir hayır olduğunu bilmeyi ve benimle yaşayanların hayatlarına zorluk değil ışıltı ve hoşluk yaratmanın gerektiğini daha iyi öğrendiğimi söylemek istiyorum.

Diliyorum ki bu gelen yıl hepimize sağlık, sevgi, neşe, huzur, bereket ve ülkeme de barış ve mutluluk getirsin.

Tarifini sevgili ıhlamurcum dan aldığım chokellalı kek tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu güzel tarif için arkadaşıma teşekkür ederim.  

Malzemeler
  • 3 adet yumurta
  • 1 paket çikolatalı toz puding
  • 200 gr. chokella
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 su bardağı kepekli un(Ben yarı yarıya kullandım)
  • Bir tutam sevgi 
Yapılışı
  • Yumurtaları 3 - 4 dakika çırpın.
  • İçine toz puding ekleyin ve çırpın.
  • Chokellayı ekleyin çırpın.
  • Elenmiş un ve kabartma tozunu ekleyerek çırpın.
  • Karışım yağlanmış un ya da şeker serpilmiş kek kalıbına aktarın ve  masa üzerinde bir kaç kere hafif hafif vurun havası çıksın.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Kürdanı ortasına batırın, kürdan temiz çıkıyorsa pişmiş demektir.
  • Afiyet olsun.

27 Aralık 2012 Perşembe

Mayalı Çörek

Bir yıl daha bitmek üzere, her taraf yeniden ışıl ışıl.Yılbaşı yaklaşırken etraftaki ışıltıyı seviyorum, içimde çocuksu bir mutluluk yaratıyor her şeye rağmen.
Ankara bahardan kalma günler yaşıyor. Güneş ışığıyla uyanıyoruz hava soğuk bile değil. Akşama doğru bir sis bulutuyla kaplanıyor her yer. Bütün gece uyanıp uyanıp baktım. Göz gözü görmeyecek kadar sis vardı. Sabah yeniden her yer pırıl pırıl. Tabii gece yarısı kuzumun Kastamonu' dan gelmiş olması da benim  dünyamı pırıltılı hale getirdi. Dilerim tüm arkadaşlarımın da uzakta olan çocukları yılbaşı için evlerine mutluluk ve neşe katmak için gelmişlerdir.
Blogların iyilik meleği, her ihtiyacı olanın yanında yer alan sevgili arkadaşım 
Deryaylalezzetler den aldığım mayalı çörek tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.Biz o kadar çok sevdik ki. Arkadaşıma paylaşım için çok teşekkür ediyorum. Daha sonra da kuzumla ilgilenmek için izin istiyorum.

Malzemeler:
  • 1/2 paket yaşmaya (ben 1 adet toz maya kullandım)
  • 1 su bardağı ılık süt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 tatlı kaşığı toz şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 1 adet yumurta (sarısını üzeri için ayırın)
  • 3,5 su bardağı un 
İçine
  • Beyaz peynir
  • Maydanoz
Üzerine
  • Susam ya da çörek otu
Yapılışı
  • Ilık süt, tuz, şeker, sıvıyağı ve yumurta akını yoğurma kabına alın ve iyice harmanlayın.
  • Elenmiş un, kabartma tozunu yavaş yavaş ekleyerek yoğurun.
  • Üzerini kapatın ve en az yarım saat mayalanmaya bırakın.
  • Hamuru yeniden yoğurun, havasını çıkarın ve hamurdan büyük parçalar alın  ve dikdörtgen şeklinde açın.
  • Uzun kenarına peynirli karışımı koyun ve rulo şeklinde sarın.
  • Uzun ruloları istediğiniz büyüklükte kesin.
  • Tepsiye yağlı kağıt serin ve dilimlenmiş ruloları tepsiye dizin.
  • 15 dakika tepside mayalanması için bekleyin ve yumurta sarısını sürün. Arzunuza göre susam ya da çörek otu serpin.
  • Önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  • Afiyet olsun.

24 Aralık 2012 Pazartesi

Dereotlu,Naneli, Peynirli Börek

Bir zamanlar bir kralın aklına şöyle bir düşünce geldi:
"Eğer bir işe ne zaman başlayacağımı; kimi dinleyeceğimi ve yapmam gereken en önemli şeyin ne olduğunu bilseydim, girdiğim her işi başarırdım."
Aklına böyle bir fikir düşünce, krallığın dört bir yanına, kim kendisine her iş için en uygun vakti, bu iş için en gerekli kişinin kim olduğunu ve yapılması gereken en önemli şeyin ne olduğunu öğretirse ona büyük bir mükafat vereceğini ilan etti.
Bilgeler kralın huzurunda toplandı, fakat sorulara verdikleri cevaplar birbirinden tamamen farklı çıktı.
İlk soruya cevap olarak; kimileri her hareketin doğru vaktini bilmek için önceden günlerin, ayların, yılların yer aldığı bir takvim hazırlamak ve sıkı sıkıya buna uyarak yaşamak gerektiğini söylediler.

"ancak böylece" dediler "her şey tam zamanında yapılabilir". Diğerleri ise her hareketin doğru vaktine önceden karar verilemeyeceğini, kişinin kendisini boş eğlencelere kaptırmayıp, hep daha önce olmuş olayları izleyerek en lüzumlusunu yapabileceğini iddia ettiler. Bu defa başka bilginler de kral neler olup bittiğine ne kadar ederse etsin, tek bir kişinin her hareket için en uygun vakte karar vermesinin imkansız olduğunu; kralın, her şeyin en uygun vaktini tespitte ona yardım edecek bir bilge kişiler konseyi kurması gerektiğini söylediler. Fakat bu defa da başka bilginler; "Bir konseyin önünde beklemesi imkansız bazı şeyler vardır, bu işlerin yapılıp yapılmayacağına ancak tek bir kişi anında karar verebilir" dediler. "Buna karar vermek içinse neler olacağını önceden bilmek gerekir. Neler olacağını önceden bilenler de yalnızca sihirbazlardır. Dolayısıyla her hareketin doğru vaktini bilmek isteyen, sihirbazlara danışmalıdır.
İkinci soruya da aynı şekilde türlü türlü cevaplar geldi. Kralın en fazla ihtiyaç duyduğu, en gerekli kişiler bazılarına göre danışmanlar; bazılarına göre papazlar; bir kısmına göre hekimler; daha başka bir kısmına göre ise savaşçılardı.
Üçüncü soruya, yani en önemli işin ne olduğu konusuna gelince; bazıları dünyadaki en önemli şeyin bilim olduğunu söyledi. Bir kısmı savaşta ustalaşmak; daha başkaları da dinî ibadet dediler.
Bütün cevaplar birbirinden farklı çıkınca, kral bunların hiçbirisini kabul etmeyip hiç kimseye de ödül vermedi. Ama halâ doğru cevapları aradığı için, bilgeliğiyle ünlü bir münzeviye danışmaya karar verdi.
Münzevi, hiç ayrılmadığı bir ağaç kovuğunda yaşar,yanına sade halktan başkasını kabul etmezdi. Bu yüzden kral üstüne sade elbiseler giyerek kendisini halktan biri gibi göstermeye çalıştı ve yola düştü. Münzevinin kovuğuna yaklaştıklarında atından indi ve muhafızını da geride bırakıp yola devam etti.
Kral yaklaşırken münzevi kovuğunun önüne çiçek tarhları kazıyordu. Kralı gördü, selamlayıp kazmaya devam etti. Münzevi mecalsiz ve zayıf birisiydi; küreğini toprağa her sokuşunda bir parçacık toprak çıkarıyor, soluk soluğa kalıyordu.
Kral yanına gelip şöyle dedi.
"Ey bilge münzevi, size üç sorunun cevabını sormak için geldim.
Doğru şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim?
En fazla muhtaç olduğum, dolayısıyla diğerlerinden fazla ilgi göstermem gereken insanlar kimdir?
En önemli ve her şeyden önce kendimi vereceğim işler nelerdir?"
Münzevi kralı dinledi, ama cevap vermedi. Avuçlarına tükürüp kazmaya devam etti.
"Yoruldunuz" dedi kral, " Küreği bana verin de biraz dinlenin."
Münzevi, "Sağ olun" diyerek küreği krala verip yere oturdu.
Kral iki tarh kazdıktan sonra durup sorularını tekrarladı. Münzevi yine cevap vermedi; bu defa ayağa kalktı, elini küreğe uzattı ve şöyle dedi:
"Biraz dinlenin; bir parça da ben çalışayım."
Fakat kral küreği ona vermeyip kazmaya devam etti. Bir saat geçti, bir saat daha. Güneş, ağaçların ardından batmaya başladı;sonunda kral küreği toprağa saplayıp şöyle dedi: "Ey bilge kişi, senin yanına sorularıma bir cevap bulmak için geldim. Eğer cevap vermeyeceksen, söyle de evime gideyim".
Münzevi, "Buraya koşarak birisi geliyor" dedi, "bakalım kim?"
Kral arkasına döndüğünde bir adamın koşarak kendilerine doğru geldiğini gördü. Adamın karnına bastırdığı ellerinin altından kan sızıyordu. Kralın yanına ulaşınca, kendinden geçercesine inledi, sonra da bayılıp yere düştü. Kral ve münzevi, hemen adamın üstündeki elbiseleri çıkardılar. Karnında büyük bir yara vardı. Kral yarayı elinden geldiğince yıkadı, mendiliyle ve münzevinin havlusuyla sardı. En sonunda kan durdu, adam kendisine gelince içecek bir şey istedi. Kral dereden taze su getirip ona verdi. Bu arada akşam olmuş hava soğumuştu. Kral, münzevinin de yardımıyla yaralı adamı kovuğa taşıyarak yatağa yatırdı. Yatağa uzanan adam gözlerini kapatıp derin bir uykuya daldı. Kral, koşuşturmadan ve yapmış olduğu işlerden öylesine yorulmuştu ki eşiğe çöktü ve uyuyakaldı; kısa yaz gecesi boyunca deliksiz bir uyku çekti. Sabah uyanınca nerede olduğunu, yatakta uzanmış ve canlı gözlerle dikkatle kendisine bakan yabancının kim olduğunu uzun süre hatırlayamadı.
Kralın uyandığını ve kendisine baktığını gören adam;
"Beni affedin" dedi, zayıf bir sesle.
Kral, "Sizi tanımıyorum, üstelik affedilecek bir şey yapmadınız ki" dedi.
"Siz beni tanımıyorsunuz, ama ben sizi tanıyorum" dedi adam.
"Ben, kardeşimi astırdığınız ve mallarını elinden aldığınız için sizden öç almaya yemin etmiş bir düşmanınızım. Tek başınıza münzeviyi görmeye gittiğinizi öğrendim ve dönerken yolda sizi öldürmeye karar verdim. Ama akşam olduğu halde dönmediniz. Ben de sizi arayıp bulmak için pusuya yattığım yerden çıkınca muhafızlarınıza rastladım, beni tanıyıp yaraladılar. Onlardan kaçtım, fakat yaramdan çok kan akıyordu. Yaramı sarmasaydınız kan kaybından ölürdüm. Ben sizi öldürmek istedim, siz ise hayatımı kurtardınız. Eğer yaşarsam şimdiden sonra en sadık köleniz olup size hizmet edeceğim ve oğullarıma da aynı şeyi emredeceğim. Affedin beni."
Kral, düşmanıyla bu denli kolay barıştığı ve onun dostluğunu kazandığı için çok mutlu oldu; onu affetmekle kalmayıp uşaklarını ve kendi doktorunu gönderip onun tedavisini yaptıracağını söyledi, ayrıca mallarını iade edeceğine de söz verdi.
Yaralı adamla vedalaşan kral, kapının önüne çıkıp münzeviyi aradı. Gitmeden önce, sormuş olduğu sorulara cevap vermesini bir kez daha rica etmek istiyordu. Münzevi dışarıda, bir gün önce kazmış oldukları tarhlara çiçek tohumlarını ekiyordu.
Kral ona yaklaştı ve şöyle dedi:
"Sorularıma cevap vermeniz için size son defa yalvarıyorum!"
yorgun dizlerinin üstünde çömelmeye devam eden münzevi, gözlerini kaldırıp krala baktı ve, "Cevabınızı aldınız" dedi.
"Nasıl aldım? Ne demek istiyorsunuz?" diye sordu kral.
"Anlayamıyorsunuz" diye cevapladı münzevi.
"Dün eğer benim dermansızlığıma acımayıp şu tarhları kazmasaydınız, gidecek ve şu adamın saldırısına uğrayacaktınız ve yanımda kalmadığınıza pişman olacaktınız. Yani en önemli vakit, tarhları kazdığınız vakitti; en önemli kişi bendim ve en önemli işiniz bana iyilik yapmaktı.
Daha sonra bu adam yanımıza koşarak geldiğinde, en önemli vakit onunla ilgilendiğiniz vakitti, çünkü eğer onun yaralarını sarmasaydınız, sizinle barışmadan ölecekti. Dolayısıyla en önemli kişi oydu, en önemli iş de onun için yaptıklarınızdı."
"Bundan sonra şu gerçeği unutmayın:
Tek önemli vakit vardır, içinde bulunduğunuz an. O an en önemli vakittir, çünkü sadece o zaman elimizden bir şey gelebilir.
En önemli kişi, kiminle beraberseniz odur, zira hiç kimse bir başkasıyla bir daha görüşüp görüşmeyeceğini bilemez;
ve en önemli iş iyilik yapmaktır, çünkü insanın bu dünyaya gönderilmesinin tek sebebi budur."       
Tolstoy - İnsan Ne İle Yaşar?

Yeni bir haftaya merhaba derken, mayaların dediklerinin nasıl da yanlış anlaşıldığını hep beraber görmüş olmanın mutluluğu içerisindeyim.
Dereotlu, naneli, peynirli börek tarifini sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
Malzemeler
  • 4 – 5 adet yufka
Sosu
  • 2 adet yumurta
  • 1 su bardağı süt
  • ½ su bardağı sıvıyağ
Arasına
  • Dereotu(ince kıyılmış)
  • Taze nane(İnce kıyılmış
  • Peynir
  • Kırmızıbiber
  • Karabiber
  • Bir tutam sevgi
Yapılışı
  • Yufkanın arasına sürmek için,yumurta, sıvıyağ ve sütü iyice çırpın.
  • Peyniri ezin. Dereotu ve naneyi ince kıyın.
  • Karabiber, kırmızıbiberi de ekleyin ve hepsini harmanlayın.
  • Yağlanmış tepsiye birinci yufkayı dışarı sarkacak şekilde yayın.
  • Aralarına fırça yardımı ile karışımı sürün.
  • İkinci yufkayı büzdürerek ya da parçalara ayırarak yayın. Karışımdan fırça yardımıyla her tarafına sürün.
  • Peynirli karışımı her tarafına gelecek şekilde serpin.
  • 3. ve 4. yufkaya da aynı işlemleri yapın.
  • Dışarıda bıraktığımız yufkaları iç kısma alarak kalan sosu her tarafına sürün.
  • Biraz dinlendirin. (Bir gece önce yapıp buzdolabında da bekletebilirsiniz)
  • Önceden ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
  • Afiyet olsun.